9 Mayıs 2016 Pazartesi

BULUNMAZ İKİLİ - JİGOLO


 Gazeteler, ‘Günışığı’ tarikatının altında yatan dolapları öğrenmiş, olay yine büyük yankı yapmıştı, Ganjruha adlı sahtekar hapsi boylamıştı. Serap’ın annesi Hadiye hanımsa, bir yandan örgü örüp, bir yandan da televizyonda Esra Ceyhan’ın programına bakıyordu. Bir zamanların ünlü film yıldızı Gönül Çağlayan, ağlaya sızlaya başına gelen bir olayı anlatıyordu, güzeller güzeli kızı Serap ise o günkü köşe yazısını evde hazırlamakla meşguldü, masada laptopun başında yazı yazarken, bir yandan da ağlayan kadına kulak veriyordu..

GÖNÜL ÇAĞLAYAN: Esra’cığım ben hatamı kabul ediyorum ama bu kadar da yapılmaz ki..

ESRA CEYHAN: Bir Dakka Gönül hanım burası önemli yani hata yaptığınızı kabul ediyorsunuz…

GÖNÜL ÇAĞLAYAN: Evet canım kabul ediyorum, 60’ını geçmiş bir kadınım ben, bu yaşta 25 yaşındaki gençten olsa olsa jigolo olur bana ve ben bile bile... jigolo olduğunu bile bile…
Birden Gönül Çağlayan devam edemez, ağlamaya başlar…

ESRA CEYHAN: Gönül hanım ağlamayın lütfen…bir bardak su getirir misiniz?..siz ülkemizin en ünlü sanatçılarından birisiniz inanın değmez bir jigolo için ağlamaya..lütfen..

GÖNÜL ÇAĞLAYAN: Doğru söylüyorsun hayatım ama ben çocuğun bilgisayar dahisi ne diyorlar ona haker mi, heker mi?
ESRA CEYHAN: Hacker!...

GÖNÜL ÇAĞLAYAN: Hah işte ondan olduğunu bilmiyordum ben bilgisayardan filan hiç anlamam, evimde bile yok..açmasını kapamasını bile bilmem..sen gir benim banka hesaplarıma nasıl yaptıysa tüm birikmiş dövizimi, türk paramı kendi hesabına transfer et...kaç!

ESRA CEYHAN: Aaaa!.
Konuk kadınlar da hep bir ağızdan bir ‘Aaaa!...’çekerler…

GÖNÜL ÇAĞLAYAN: Halbuki ben ona zaten son model araba almıştım, böyle şeyler söylenmez ama tüm gardrobunu yenilemiştim hem de öyle eftenpüften şeylerle değil Esra’cığım Paris’e gittik birlikte, hep Ralph Laureen’den giydirdim! Amerika’nın en ünlü modacısı!..Servet değerinde deri montlar, çantalar, ayakkabılar..pijamasına, bornozuna kadar hepsi Ralph Laureen....

ESRA CEYHAN: Aa!..

GÖNÜL ÇAĞLAYAN: Çok gücüme gitti…bi daha mı jigolo tövbe!..hep yalnızlıktan hayatım bunalmıştım….

ESRA CEYHAN: Polis bulamıyor dediniz değil mi?

GÖNÜL ÇAĞLAYAN: Polise eşgalini verdim ama aylar oldu bulunamadı, dava da kapandı…olan benim paralarıma oldu…

ESRA CEYHAN: Vah vah..

GÖNÜL ÇAĞLAYAN: İsmi, soyadı, adresi her şeyi sahteymiş nasıl bulsunlar ki! Hakkında bildiğim fazla bir şey de yok zaten!...ama var ya hepsi haram olsun! Zehir zıkkım olsun aldığım giysiler, o süper lüks araba!..

Televizyon ekranında duydukları bu tür programları hiç sevmeyen Serap’ın bile ilgisini çekmişti, ağlaya sızlaya için döken artık iyice yaşlanmış olan kadına baktı…zavallı tüm servetine rağmen yalnızdı ve bu yüzden bile bile bir jigoloya kapıldığını itiraf etmekten çekinmiyordu…

Serap yazısını bitirir bitirmez doğruca gazeteye gitti, Gönül hanım hala oradayken kadınla özel olarak konuşmayı istiyordu, Gönül hanım Serap’la ilk kez tanışıyordu, kızın ününü duymuştu ve görüşme isteğine çok sevindi. Ve kıza kendi yaptığı kekten ikram etmek için evinde ağırlamak için ısrar etti ve Serap da hemen kabul etti…yarım saat sonra ünlü şarkıcının Bebek’teki villasındaydılar..kadıncağız kucağında minik süs köpeğine adeta teselli gibi sarılmıştı…Serap gerçekten üzülüyordu..

GÖNÜL ÇAĞLAYAN: Canım senin köşeni her sabah okuyorum…bayılıyorum sana ama bu kadar güzel olduğunu bilmiyordum..gözlerin lens mi?

SERAP: Teşekkür ederim…lens değil anneme çekmişim onun da gözleri yeşildir…bu arada kekiniz çok güzel elinize sağlık..şey, birlikte hiç resim çektirmediğinizi söylemiştiniz değil mi?

GÖNÜL ÇAĞLAYAN: Evet güzel kızım..kızım diyebilirim değil mi çok gençsin çünkü..canım o kadar kurnazmış ki, hiç şüphelenmedim birlikte hiç resmimiz yok o 3 ay boyunca…

SERAP: Peki herhangi bir şey…ne bileyim bir yara izi, dikkat çeken fiziksel bir şey..

GÖNÜL ÇAĞLAYAN: A..şimdi hatırladım sol omzunda bir dövme vardı…

SERAP: Nasıl bir dövme?..

GÖNÜL ÇAĞLAYAN: Bir ejderha dövmesi..

SERAP: Hmm..çok kişide olabilir ama yine de bir ipucu…şey, size boşuna umut vermek istemiyorum, polis yakalayamadığına göre belki çoktan yurt dışına kaçmıştır…ama yine de aklımda olacak dünya küçük belki bir gün tesadüfen böyle birini görürüm…

GÖNÜL ÇAĞLAYAN: Sağol canım..çok sağol..sırf bu iş için değil her zaman beklerim senin gibi ünlü ve güzel bir gazeteciyi evimde ağırlamaktan onur duyarım canım..

SERAP: Çok teşekkürler mahcup ediyorsunuz…gerçi koşuşturmaktan hiç boş vaktim olmuyor ama inşallah..
Biraz daha konuştuktan ve çayını bitirdikten sonra Serap, kadına veda edip, arabasına atladığı gibi tekrar gazeteye gider…Fadıl ve Meltem orada son olayla ilgili konuşmaktadırlar. Meltem, gazetenin yazmadığı Fadıl’ın hipnotizma yüzünden kobrayı boynuna dolaması ve Mehmet anlatınca korkudan bayılması gibi detayları Fadıl’dan dinlerken gülmekten yerlere yatmaktadır..
MELTEM: Hihihihi Fadıl abi! Her şey seni buluyor!..

FADIL: Sorma Meltemcim adamın kömür karası gözlerini hatırlamak bile istemiyorum!..
SERAP: Merhaba çocuklar...

FADIL: A merhaba Serap hanım…

MELTEM: Merhaba Serap abla Fadıl son olanları anlatıyordu…çok korktum yaa…bırrr..

SERAP: Zavallı Fadıl..aman sorma neyse haydi şimdi işimize bakalım..Meltem’ciğim dünya kadınlar günü ile ilgili bir yazı vardı onu yazıcıdan çıkartacaktın, hah..aferim masama koymuşsun bile ben bunu tercüme etmeye koyulayım..

Serap O gün akşama kadar gazeteden çıkmaz, akşama doğru yorgunluktan yeni açılan ve ünlülerin uğrak yeri olan spor salonuna gitmeye karar verir..biraz spa masajı ile kendine gelmek ister…salona gelip, yeni jimnastik aletlerini görünce masajdan önce biraz egzersiz de yapmak ister…hazırlanıp kondüsyon bisikletine bindiğinde birisinin bakışlarının kendi üzerinde olduğunu hisseder..hafifçe dönünce biraz ötedeki bisikletteki genç bir adam olduğunu görür ve adam yanlış anlamasın diye sert bir bakışla tekrar başını çevirir…yalnız birden adamın sol omzunda bir ejderha dövmesi gördüğünü hatırlar…

SERAP (içinden) Ejderha dövmesi binlerce kişide vardır..biraz daha ipucu lazım.. kadın ne demişti giysileri Ralp Laureen marka..bornozuna kadar hem de…Gönül hanım top sakallı, uzun saçlı ve gözlüklü olduğunu söylemişti tabii saçını, sakalını kesmiş olabilir..gözlüğünü de çıkarmıştır…

Ve Serap hiç yapmadığı bir şey yapar, aniden fikir değiştirerek genç adama tatlı tatlı gülümser, adam için bu inanılmazdır, hayatında gördüğü en güzel kız olduğunu düşünmektedir..

KENAN: Merhaba..

SERAP: Merhaba..

Ve bu iki kısa cümleyle laflafı açar..bir yandan spor yaparken bir yandan sohbete başlarlar..adam çok şanslı biri olduğunu düşünmektedir..Serap ise bir fırsat bulup adamın giysilerinin markasını görmeyi. Adam nasılsa yorulunca duşa gidecektir, o sırada giysilerinin markasına bakacak fırsatı yakalayabileceğini düşünür ama büyük bir sorun vardır erkeklerin soyunma odasına nasıl girecektir?

SERAP: (içinden) Keşke Fadıl olsaydı...bi Dakka hemen telefon edip çağırayım umarım zamanında yetişir…

SERAP: Bir saniye bir şişe su alıp geleyim..çok susadım..

KENAN: Görüşürüz…

Serap, su bahanesiyle koridora çıkıp cep telefonundan hemen Fadıl arayıp, olanları kısaca anlatır ve jet hızıyla salona gelmesini söyler, üstelik adamı şüphelendirmemek için tanışmıyormuş gibi yapacaklardır…Serap telefonu kapatır ve tekrar salona döner..adam kızı görünce yüzünde güller açılır..ikisi yine sohbe edip egzersize devam ederlerken Fadıl da gelir..zavallı Fadıl aletlerin nasıl çalıştığını bile bilmiyordur çelimsiz kollarıyla bir şeyler yapmaya çalışırken Kenan, Serap’a döner
KENAN: Şu zavallı ilk kez geliyor anlaşılan hahahaha!

SERAP: Olabilir..şey ben çok yoruldum bu kadar egzersiz yeter..

KENAN: Doğrusu ben de…şeyy…sonra görüşebilir miyiz? Yani eğer mahsuru yoksa?..

SERAP: Şey…tabii…tabii…görüşürüz..

Kenan sevinerek aletten iner, Serap gözucuyla çaktırmadan Fadıl’a adamın peşinden gitmesini işaret eder, Fadıl da Kenan’ın peşinden erkek soyunma odasına girer..Kenan odaya girer, Fadıl ise yalancıktan cep telefonuyla konuşma taklidi yapmaya başlar ve adamın çıkmasını bekler..

FADIL: (kendi kendine) Ama karıcığım vallahi spor salonundayım…bak günahımı alıyorsun..

O sırada Kenan bornozunu giymiş olarak dışarı çıkar..Fadıl’ın konuşmasına bıyık altından güler..Fadıl ise dikkatle adamın bornozuna bakar, cebinde sırmalı R. L işlemesini görmüştür: Ralph Laureen…adam gittikten sonra kredi kartıyla soyunma odasının kapısını açan Fadıl adamın giysilerinin etiketlerine de bakar…hepsi Ralph Laureen’dir, gömlek, ceket ve mont..ve Fadıl çabucak tekrar salona Serap’ın yanına döner ve gördüklerini anlatır..

SERAP: Vay canına!İki ipucu da yerine oturdu..tabii tesadüf de olabilir…

FADIL: Eğer oysa kadından çaldıklarıyla şu anda çok zengin olmalı…parasıyla seni etkilemeye çalışacaktır…bu arada kredi kartıyla kapıyı açarak suç işlemiş oluyorum ama bir suçluyu yakalamak için yaptık …

SERAP: Kesinlikle…bak ne diyeceğim, böyle bir salona geldiğine göre kendine yeni bir kurban arıyor olabilir…burası ünlü ve zengin insanların yeri…
Serap ve Fadıl ayrılırlar, Serap duşunu yaparken bir yandan da plan kurmaktadır..sonunda polisle işbirliği yapmaya karar verir..tahmin ettiği gibi adam onunla çıkmak isterse, üzerine yine gizli alıcı yerleştirecektir, adam yüzünü değiştirse de, sesini nerede olursa tanıyacağını söyleyen Gönül hanım ikisinin konuşmalarını arabada dinleyecek ve bu sayede adam gerçekten oysa, polis adamı şıp diye yakalayacaktır. Duştan sonra adamla yine karşılaşır, gerçekten Kenan kızla buluşmak ister, Serap da ertesi gün onunla buluşmayı kabul eder..telsiz işini ayarlaması için Fadıl’a tembih eder, tabii Fadıl da Mehmet’den yardım ister ve ertesi gün, Serap çantasına yerleştirilen gizli alıcıyla söz verdiği saatte Kenan’la buluşur. Gönül Çağlayan, Mehmet ve Fadıl ise polis merkezinde özel bir odada beklemektedirler..Gönül hanım adamın sesini duyacağı anı sabırsızlıkla beklemektedir…telsizden önce araba sesleri, diğer insanların konuşmaları, klakson sesleri gelir..sonra Serap’ın sesini duyarlar…

SERAP: Merhaba çok bekletmedim ya?

KENAN: Hayır tam zamanında geldiniz, güzel olduğunuz kadar dakiksiniz de…
O sırada polis merkezinde telsizi dinleyen Gönül hanım haykırır:

GÖNÜL ÇAĞLAYAN: Bu o! Evet o! Sesinden tanıdım! Ta kendisi!

AMİR: Emin misiniz Gönül hanım ses sese benzer…

GÖNÜL ÇAĞLAYAN: Ay eminim ayol, 3 ayımı onunla geçirdim..tonlaması, her şeyi ta kendisi tanımaz mıyım!..

FADIL: Vay canına yahu ne tesadüf!...

MEHMET: Serap hanımın sezgilerinden korkmak lazım..şimdi kararlaştırdığımız gibi cep telefonuyla parolayı verelim ki, Serap da adamın aradığımız kişi olduğunu anlasın..hadi Fadıl..

FADIL: Tamam Mehmet bey…

Fadıl kararlaştırdıkları gibi cep telefonundan Serap’ı güya kitapçıymış gibi arayarak, parola olan “Sipariş ettiğiniz kitap geldi” der..böylece Serap da adamın aradıkları jigolo olduğunu anlamıştır…

KENAN: Benim öğle yemeği yediğim bir yer var tam Boğaz manzaralı şahane bir yer, çok güzel balık yapıyorlar...eminim siz de çok beğeneceksiniz..

SERAP: Öyle mi çok güzel..şey ne iş yapıyorsunuz sahi?

KENAN: Ee, ithalat, ihracat…

SERAP: Tahmin etmiştim..arabanızdan anladım..son model..ayrıca dikkat ettim giysileriniz de yabancı marka…

KENAN: Oooo gözünüzden hiçbir şey kaçıyor

SERAP: Belki ben zengin avcısı bir kızımdır…korkuyor musunuz?

KENAN: Harika esprilisiniz, hem bu kadar güzel, hem bu kadar esprili, dakik biriyle hiç tanışmamıştım inanın…sizden korkmaya gelince inanın sizin kadar güzel bir kızla cehenneme bile giderim..

Serap içinden “merak etme senin için hapis de cehennemden farksız olmayacak umarım” diye geçirir.

KENAN: Hangi kitabı ısmarlamıştınız?

SERAP: (birden boş bulunur) Kitap mı! Ha…İngilizce bir kitap Türkiye’de henüz çıkmadı da…şey…Time dergisinin çok övdüğü bir kitaptı...

KENAN: Ben maalesef kitap okumaya pek vakit bulamıyorum…malum ithalat ihracat…

SERAP: (içinden) Tabii ya yaşlı zengin kadınları dolandırmaktan vakit kalır mı?

Bu arada amir, Mehmet, Fadıl, çok ısrar ettiği için Gönül hanımı da alarak Serap’ın arabasını takibe koyulurlar..telsizle her şeyi dinlemeye devam etmektedirler..kızın çantasındaki özel alıcıyla arabanın nereye gittiğini görmektedirler..Kenan ve Serap, boğaza bakan lüks balıkçı lokantasına giderler..garson siparişleri alır, Serap bir ara Fadıl'la daha rahat konuşmak ve takip edildiğinden emin olmak için tuvalete gider ve Kenan yalnız kalır..

KENAN: (içinden) Şansa bak yahu, o yaşlı kadının servetiyle böyle genç, güzel bir kızı tavlarsam daha ne isterim! Kız değil afet yahu!..

Serap, lavabodayken Kenan’ın hemen yanındaki masadaki bir gençkız Kenan’ın yanına gelir..

GENÇ KIZ: Pardon siz Serap Arda’yı tanıyorsunuz herhalde..bana bir imza verir mi rica etseniz?
KENAN: (şaşırarak) Anlamadım, Serap Arda da kim?

GENÇ KIZ: Az önce yanınızdaki sarışın hanım canım, şaka mı yapıyorsunuz! Ben onun sadık okurlarından biriyim, onun gibi  araştırmacı-gazeteci olmak istiyorum ben de…ay, ne olur gelince beni de tanıştırır mısınız?

KENAN: Tabi…tabii..şey, gidip bakayım nerede kaldı…

GENÇ KIZ: Bekliyorum..teşekkür ederim…

Kenan böyle diyerek hemen masadan kalkar ve tuvaletlerin olduğu koridora doğru ilerler…müthiş bozulmuştur..o sırada telsizle olanları dinleyen Mehmet ve arkadaşları da endişelenirler..

MEHMET: Eyvahlar olsun bu kız da nereden çıktı şimdi!

FADIL: Ünlü olmanın zararları!

Kenan, koridorda Serap’ı görür ve yanına gider…

KENAN: Şeyy…çok özür dilerim burada hiç karşılaşmak istemediğim bir müşterimle karşılaştım başka bir lokantaya gidelim dersem bana kızmazsınız değil mi?

SERAP: (biraz şaşırır) e, öyle mi? Yoo…olabilir…bir düşmanınız herhalde?..

KENAN: İnanın hiç sevmediğim biri, yemeğimizin zehir olmasını istemedim o yüzden…

Serap ve Kenan tekrar arabaya binerler…Serap içinden adamın dolandırdığı başka bir kadınla karşılaşmış olabileceğini düşünmektedir..arabaya binince Kenan’ın yüzü değişir..

KENAN: Evet Serap hanım oldukça kurnazmışsınız!...Ta başından beri kim olduğumu biliyordunuz değil mi?

Serap, adamın ismini söylemesiyle afallar...adam devam eder.. 

KENAN: Ünlü ve araştırmacı gazeteci ha? Fazla gazete okumamak yüzünden gerçekten başıma iş açacaktın demek!

Serap adamın kendisini nasıl tanıdığını anlayamamıştır, daha cevap vermeden Kenan devam eder:

KENAN: Nasıl anladığımı düşünüyorsun değil mi? Sen lavaboya gittiğinde bir hayranın imza istemeye geldi…

SERAP: Evet ben Serap Arda’yım, sen de Gönül Çağlayan’ı dolandıran jigolosun!Övünülecek bir şey olmasa gerek! Şimdi ne yapmayı düşünüyorsun?

KENAN: Gönül hanım o kadar salak olmasaydı! Güzelim ben aptal mıyım? Dünya kadar param varken işimi bozmana izin verecek değilim herhalde!

SERAP: Eee…ne yapacaksın? Dolandırıcılığın yanı sıra cinayet de mi işleyeceksin?

KENAN: Kusura bakma güzelim ama önce can sonra canan…ne kadar güzel olsan da, beni hapse yollamana izin verecek kadar geri zekalı değilim!

SERAP: Akıllı olduğun da söylenemez..

KENAN: Ne demek istiyorsun?..

SERAP: Mesela başka bir şehre veya Avrupa’ya kaçmayıp, hala İstanbul’da kalmanı kasdediyorum…

KENAN: Hah! Binbir surat gibi kılıktan kılığa giriyorum kaçmama gerek yok, Gönül’leyken sakallı, at kuyruklu ve gözlüklüydüm beni bu halimle görse tanıyamaz!.Avrupa’ya gelince dil bilmem o yüzden oradaki yaşlı kadınları baştan çıkartmam mümkün değil...

SERAP: Hmmm…demek öyle...

Tüm bu konuşmaları bir yandan dinleyen Mehmet, polis amiri, Fadıl ve Gönül hanım da heyecanlanmışlardır..bir yandan da sinyallerle takip ettikleri arabaya iyice yaklaşmışlardır…

GÖNÜL ÇAĞLAYAN: Ahlaksıza bak! Allah’ım benim yüzümden o güzel kıza bir şey olursa kendimi hiç affetmem ne olur daha hızlı sürün amirim!

MEHMET: Merak etmeyin Gönül hanım..amirimiz bu işlerin kurdudur…Serap’a bir şey olmayacak emin olun!..

FADIL: Evet biz daha neler atlattık değil mi Mehmet bey?

MEHMET: Kesinlikle...

AMİR: İşte araba göründü..az önümüzdeler…şimdi sıkı tutunun onların önünü keseceğim...
Amir, ani bir manevrayla, Kenan ve Serap’ın içinde bulunduğu arabanın önüne geçer, Kenan çok şaşırır, Serap ise onların kim olduğunu tahmin ettiğinden gayet sakindir.

KENAN: Ne oluyor! Kahrolası!..

SERAP: A, kusura bakma sana söylemeyi unuttum..polis aramızda geçen tüm konuşmaları dinliyor ve yerimizi saptıyordu…fren yapsan iyi olur..kendisi keskin bir nişancı aynı zamanda..yolun sonuna geldin çapk n jigolo…

Kenan çok öfkelenmiştir..arabayı mecburen durdurur…o sırada polis amiri, Mehmet ve Fadıl da arabadan inmişlerdir. Polis elinde silahla arabanın kapısını açar…

AMİR: Buraya kadar binbir surat! Ellerini başının üzerine koyarak in aşağı!

Kenan’ın artık yapacak hiçbir şeyi yoktur, çaresiz arabadan iner..amir adamın arkasını döndürüp, ellerini de kelepçeler ve polis otosuna doğru götür.

AMİR: Bak burada seni görmek isteyen biri var..

Kenan içeride oturan Gönül Çağlayan’ı görünce kıpkırmızı kesilir, çok bozulmuştur.

GÖNÜL ÇAĞLAYAN: Tüüü!...Sen yüzüne tükürülmeye bile değmezmişsin..amirim ben
Serap hanımın arabasına geçmek istiyorum bu iğrenç adamla aynı arabada olmak istemiyorum

AMİR: Tabii hanımefendi..buyrun…ama bizi takip edin merkezde tanıklığınıza ihtiyacımız olacak..

Gönül Çağlayan, Serap'ın olduğu arabaya geçerken, Mehmet, Serap ve Fadıl aralarındak konuşurlar...

MEHMET: Galiba bu en az heyecanlı maceramız oldu ha? Ne dersiniz?

SERAP: Bence de! Umarım Gönül hanım parasının büyük kısmına kavuşur..

FADIL: Evet...inşallah kadıncağızın tüm parasını yememiştir…

MEHMET: Zavallı jigolo 40 yılda bir genç ve güzel bir kız tavladığını sanmışken, karşısına çıka çıka ‘acı biber’ köşesinin azılı feministi Serap Arda çıktı iyi mi?

SERAP: E, her kuşun eti yenmez öğrenmiştir.

Not: Bu  hikayede ve tüm bölümlerde geçen kişilerin gerçek kişilerle ilgisi yoktur. 

(Bücürük ve Ben bloğumda anlatmıştım, yıllar önce bu dizi hikayemi o zamanki bloğumda paylaşınca, isim benzerliğinden bir hanımefendi  üzerine alınmıştı. İşte bu hikaye, o hikaye:)))) 

8 yorum:

  1. İyi geceler canım.Yayınını bloğuma girerken farkettim.Son derece keyifle okudum ve çok hoşuma gitti.Kutlarım seni.Sevgilerimle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben erken yatmıştım dün, ancak sabah görebildim, internetimde sorun var saatlerce yorumlara cevap yazamadım :( zaten tamirciye götüreceğim:( çok teşekkürler Ece'ciğim, sevgilerimle.

      Sil
  2. Çok sevdim, okumadım seyrettim :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah, benim de hayalim bu, dizi olması:)))çok teşekkürler

      Sil
  3. Süpermiş...Arka sokakların yönetmeni okumalı bu senaryoyu ve çekmeli bence...bayıla bayıla seyrederim fikrine sağlık Müjdecim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah, inşallah Sertaç'cım, çok teşekkürler.

      Sil
  4. Bence de bu dizi çok güzel, her bölümünü ilgiyle takip ediyorum.
    Karakterler iyice oturdu aklımda adeta tanışık hale geldim :)
    Sevgilerle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk yazdığım en sevdiğim dizi hikayem. Ta 1995 den kalma:) çok teşekkür ediyorum Emre'ciğim. Sevgilerimle. :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...