9 Nisan 2016 Cumartesi

AŞK PERİLERİ - SON BÖLÜM -


Kadınlar koğuşunun demir  kapısı açılıp,  gardiyan kadın her
"Ayşe Deniz ziyaretçin var!"
dediğinde Aylin'in kalbi yerinden fırlayacak gibi oluyordu ama gelen Gökhan olmuyordu. Teyzesinden başka ziyaretine gelen yoktu. Yaşlı teyzesine bir şey olmamasından çok mutluydu, tek tesellisi oydu. Teyzesini görünce de çocuklar gibi seviniyordu.
Görüş günü gelmişti. Gelen yine teyzesiydi. Çok sevindi, Gökhan'ı görmediği için ne kadar üzülse de, teyzesini görmek büyük teselli oluyordu.
" Nasılsın güzel kızım, burada seni üzmüyorlar ya? Her gün senin için dua ediyorum. İnşallah suçsuz olduğun ortaya çıkacak."
" Yok, yok üzmüyorlar teyzeciğim, hatta koğuşta çok seviyorlar beni, doktorları oldum."
" Buna da şükür kızım. Bak sakın üzülme bu olanlar da bir sınav. Mevlana demiş ki, 'Kuyuya düştüm diye üzülme, bakarsın Allah sana oradan bir kapı açar.'"
" Biliyorum annem de söylerdi bu sözü. Yine de kapıyı çabuk açsa iyi olur."
Teyze yeğen birbirlerine bakıp gülümsediler.
" Gökhan gelmedi mi ziyaretine?"
Güzel kız başını olumsuz biçimde salladı
" Onu suçlamıyorum teyzeciğim, haklı, kim olsa aynısını yapardı. Şu an kafası da çok karışık olmalı, gazetelerde yazanlar, villanın aranması, bahçenin kazılması düşünsene! Keşke ona her şeyi en başta anlatsaydım."
" Neyse kızım olan oldu. Ama ben inanıyorum sonunda bir şekilde gerçek ortaya çıkacak. Masum olduğunu herkes anlayacak..."
-----
Teyze yeğen  konuşurken, polis merkezinde tecrübeli iki polis ; Osman ve Mert esrarengiz vakayı konuşuyorlardı:
" Kamera kayıtlarını defalarca inceledik, bir silinme, üçkağıt filan  yok. Durum çok tuhaf."
"Nasıl yani?"
" Abi, inanılır gibi değil geceleyin sitenin girişinden yaşlı başlı Aylin Alptekin giriyor, sonra evine girdiğini de villanın güvenlik kamerasından görüyoruz. "
"Eee?"
" E'si....sonra sabah bir bakıyoruz kapıdan Ayşe Deniz çıkıyor. Ve bir daha yaşlı doktor kameraya takılmıyor! Çıktığını gören yok."
"Allah Allah!"
" Ayşe Deniz denen genç kız siteye, eve nasıl girmiş? Hiçbir kamera kaydında yok! Noel Baba gibi bacadan mı girdi?"
" Çok tuhaf gerçekten."
" Sorma, meslek hayatımda gördüğüm en tuhaf vaka. Daha da tuhafı hani o saf, yaşlı kadıncağız var ya? Meryem Özkan?"
"Evet?"
"Zavallı dün elinde fotoğraf albümüyle çıktı geldi. Yeğeninin yani kayıp doktorun gençlik fotoğraflarını gösterdi."
"Eee?"
"Tıpatıp Ayşe Deniz! İkizi olsa bu kadar olur."
"Allah Allah!"
" Yani hakikaten akıl alır gibi değil, villa temiz çıktı, bahçe temiz çıktı, kız doğru söylemiş bir rakum gömmüş. Ortada bir cinayet izi yok, ceset de yok. Hani neredeyse perilerin gençleştirdiğine inanacağım!"
" Ya, geçmişe dönük telefon kayıtları? Onlardan bir şey çıktı mı?"
" Onlar da çok ilginç, yani bu Ayşe Deniz Oscar'lık rol yapmadıysa, teyzesini arayıp aniden gençleştiğini söylüyor. Bir de şu şantajcı özel dedektif var. Onu biliyorsun zaten. Hepsini çapraz sorguya aldık, söyledikleri birbirini tutuyor. İnanılmaz ama ikisi kıyafet değiştirip, oyuncak silahla adamı korkutmayı başarmışlar. Şaka gibi... "
" Ne demezsin, önce hepimiz "Hah! Ayşe doktoru öldürdü, dedektif de suç ortağı,  şantaj yapıyor, olayı çözdük!' derken bambaşka şeyler çıktı. Meğer adamı Mehmet tutmuş, yaşlı kadın anlatırken gülecektim neredeyse, dedektif bozuntusunun da borcu varmış şantaj yaptığını kabul etti, eski polismiş, mesleğimizin yüz karası salak! Velhasıl elimizde başka şey yok. Ha bir de DNA raporu bekliyoruz. Gerçekten teyze yeğenler mi diye..."
"Ya DNA raporuna göre öz yeğeni çıkarsa?"
" Valla çok ilginç olur. Kadının tek kız yeğeni var o da 60 yaşında! Bu durumda Ayşe'nin gayrimeşru bir yeğen filan olduğu akla gelebilir ...off! Bilemiyorum...karışık, çok karmaşık."
" Akşam televizyonda psikoloğu gördün mü neler söyledi?"
" Görmedim, adam ünlü biri ya, her gün televizyonda bir komplo teorisi çıkıyor bu konuda. Bu sefer ne dediler? "
" Uzman bir psikolog kadın vardı. Dedi ki, Ayşe Deniz kendisini gerçekten Aylin sanıyor; gerçekten perilerin gençleştirdiğini sanıyor olabilirmiş. Yani bir tür paranoya. Ama tehlikeli cinsten yani Aylin'i öldürüp yerine geçmiş olabilirmiş dedi."
"Hey Alla'm! Öldürdüyse ceset nerede? "
" Var ya bu olayı çözene iki, yok yok, üç maaş ikramiye vermek lazım."
" Yok abi, bence direkt emniyet amiri yapsınlar. Hahahaha"
-----
Kadınlar koğuşunda günler hep birbirine benziyordu. Aylin, herkesle iyi geçiniyordu, teyzesinin getirdiği kitapları okuyordu. Yanında Güler adında kendi yaşlarında bir kız vardı, köyde birini sevmiş, adamla kaçmış ama herif bunu ona, buna satmaya çalışınca, uyurken karnından bıçaklamıştı.
" Oh iyi yapmışsın, eline sağlık."
demişti Aylin ama ne çare ki, yasalar önünde suçluydu. Cinayetten hüküm giymişti. Şimdi burada lif, yelek örerek gün dolduruyordu. Anası, babası ise kızlarını namusumuzu iki paralık etti diye arayıp sormamışlardı. Ençok ona üzülüyordu. "Tek suçum sevmek Aylin abla" diyordu zavallı.
Görüş günlerini teyzesi hiç aksatmıyordu. Her gelişinde sıcacık kekler, eliyle sardığı zeytinyağlı sarmalardan getiriyor, bütün koğuş ziyafet çekiyordu. Aylin, o yaşta yorulduğunu - hapisane siteye epey uzaktaydı. - söyleyince de
"Ah kızım, yorulmak ne demek, yasak olmasa hapisanenin önüne çadır kurarım. Afiyet bal olsun kuzum. Yeter ki, sen üzülme, moralini bozma, ben inanıyorum bir şekilde masum olduğun anlaşılacak. "
diyordu.
-----
Çarşamba günü DNA profili raporunun gelmesiyle herkes şaşırdı. Evet, kız Meryem Özkan'ın öz yeğeniydi. Ama yaş konusu ne olacaktı? Kayıp doktor Aylin'in herkesten gizlediği gayri meşru bir kızı olsa bile nasıl bu kadar genç olabilirdi ki? Herkesin kafası karışmıştı. Meryem teyze ölmüş ablasına iftira atanlara lanetler okuyordu.
" Gayrimeşru kız mı? Yazıklar olsun, benim rahmetli ablam eşine aşıktı, ikisi de doktordu, aynı hastanede çalışırlardı, öyle bir şey mümkün değil. İki pinpon olduklarında bile elele gezerlerdi de, konukomşu parmakla gösterirdi. "
Vaka yılın en esrarengiz polisiye vakası olarak kriminoloji tarihine geçmek üzereyken, Aylin, masumiyetini ispatlayacak o basit şeyi bir türlü hatırlamıyordu.
Bu arada ilginç başka bir şey oldu. Gökhan, cesaretini toplayıp, tüm olanları Meryem teyzeden dinlemeye karar vererek, olanlardan sonra ilk kez villaya gitti. Yaşlı kadın kapıyı açıp da Aylin'in sevdiceğini karşısında görünce hem şaşırdı, hem de çok sevindi. Gökhan, kadıncağızın elini öperken ikisi de çok duygulandılar. İkisi de bu olanların etkisinde, allakbullaktılar. İkisi de o güzel günlerden sonra yeniden kucaklaştıklarına sevinmişlerdi. Yaşlı kadın içinden 
"Allah'ım ne olur bu ikisi yeniden birbirine kavuşsun. Yardım et yarabim"
diye dua ediyordu. Gözlerinde minik yağmur tanecikleri birikmişti. Gökhan,
"Ağlamayın ne olur Ayl şey Meryem teyze...tüm olan biteni bir de sizden duymak için geldim." deyince, yaşlı kadın onu kanepeye buyur etti. 
" Otur evladım otur, ben de sana bir çay yapayım."
"Yok, yok ne olur bir de yorulmayın şimdi çayla, mayla. Olanları anlatın ne olur. Nedir bu peri hikayesi? Yeniden gençleşme filan? "
Meryem teyze hem olanları anlattı, hem de albümden Aylin'in resimlerini gösterdi. Gökhan resimlere baktı.
"Aman Tanrı'm evet bu Ayşe ta kendisi!"
" Ta kendisi elbette. Ben yeğenimi tanımaz mıyım? Aslında sana her şeyi anlatacaktı ama o gün sizin yardımcı kız Nuriş bayılmış. Tam o gün sana her şeyi anlatacaktı."
Gökhan'ın gözleri daldı. Anımsamıştı. Evet ya, kız "Sana bir şey anlatacağım ama inanmazsın diye korkuyorum" demişti. Hatta o da "Üç banka soymuş bir banka soyguncususun" diye dalga geçmişti. Tam o sırada telefon çalınca Nuriş'e bakmaya gitmişlerdi.
Epey sohbet ettiler, dertleştiler, Meryem teyze Aylin'i ziyaret ederse kızın ne kadar sevineceğini çıtlattı, Gökhan da annesinin "Eğer o şeytanı ziyaret edersen hakkımı helal etmem" dediğini mahçup mahçup itiraf etti. Ne yapacağını bilemiyordu aslında kızı çok özlemişti ve ona hala çok seviyordu. Bunu yaşlı kadına söyledi. Sonra yine kucaklaşıp ayrıldılar. Gökhan kadına bir isteği olursa - markete gitmek dahil- kendisini aramasını tembihledi. Meryem teyze yakışıklı gencin arkasından el sallarken, 
"Biliyorum bu ikisi yine kavuşacaklar, bu hikayenin sonu kötü bitmeyecek." 
diye düşünüyordu. 
Çardak hanımları da 
"Aaa! Gökhan, Meryem hanımın ziyaretine gitti. Ay zavallı çocuk ya! Çok kötü depresyona girmiş diyorlar. Ne konuştular acaba?"
"Kim bilir hayatım? Yazık, yazık...ya aslında ikisi ne de yakışıyorlardı birbirlerine..."
diye hafiften dedikodu yaptılar. 
----
Freud, rüyaların çok önemli olduğunu söylerken, hiç abartmıyordu. İnsan zihni karmaşık bir yapıya sahipti, bazı şeyleri bilinci açıkken hatırlayamıyor ama rüya görürken hatırlayabiliyordu. Hatta bazen rüyada hatırladığını uyanınca tekrar unuttuğu da oluyordu.  Bir şeyi nereye sakladığını unutan insanın rüyasında hatırladığı olmayan bir şey değildi. İşte bütün gün 
" Gerçekten Aylin olduğumu nasıl ispat edebilirim?"
diye düşünüp bulamayan güzel kızın imdadına bilinçaltı yetişti. 
Sabah ezanı okunmasına beş, on dakika kalaydı. Zifir karanlık koğuşta Aylin bir sağa, bir sola dönüyordu. Rüyasında hastanenin özel araştırma laboratuvarının girişindeydi ve eskisi gibi 60 yaşındaydı, üzerinde beyaz doktor gömleği vardı, stetoskobu cebinden sarkıyordu. Yanında güvenlik elemanı vardı ve yaşlı kadına 
" Hocam, elinizi tam şuraya yerleştireceksiniz." 
dedi. Kadın, elini gösterilen bölüme yerleştirdi. Yeşil ışık yandı. 
"Tamam geçtiniz. Şimdi de retina taraması var. Gözünüzü şuraya dayayacaksınız ama kırpmayın hocam, kırparsanız hata verir, üç kez giriş hakkınız var."
Aylin gözünü söylenen yere dayarken
" Süpermiş!" 
dedi.  Güvenlik görevlisi
"Aynen hocam, valla James Bond filmlerindeki gibi yaptık laboratuvar girişini." diye cevap verdi.
Yaşlı kadın gözünü kırpmadan bekledi, makineden 'Dııııt" diye bir ses geldi ve yine ışıklar yandı. 
" Başarılı. Çok teşekkürler hocam."
----
 Aylin, uyanıp doğruldu. Şöyle bir kafasını toparladı, rüyasında gördüğü şeyler tamamen gerçekti. Nasıl da aklına gelmemişti. Dört yıl önce hastanenin yeni açılan özel genetik araştırmalar laboratuvarında herkesin eline geçmemesi gereken bilgiler depolanacağından girişte son sistem  güvenlik kullanılmış ve kendisinin de parmak izi ve retinası kaydedilmişti. Ancak laboratuvara hiç işi düşmemiş, emekli olunca da tamamen unutmuştu.
"Allah'ım lütfen emekli olunca kayıtlarımı silmiş olmasınlar."
diye dua ediyordu. Şimdi Aylin Alptekin olduğunu ispat edebilecekti. Hamamda suyun kaldırma kuvvetini bulan Arşimet gibi sevindi, "Buldum! Kızlar! Buldum!" diye bağıracaktı ama zavallıların uykusunu bölmek istemedi. Bir saate kadar zaten sabah olacaktı.  Şafak söktüğünde birbirlerine sarılıp hem sevinçten, hem de çok alıştıkları sevgili doktor abla / doktor kızlarını kaybedecekleri için ağlaştılar.  
----
Kızlarpınarı ormanında periler Lilibel'i bekliyorlardı. Az sonra kavuniçi, sarı, mor kanatlı bir kelebeğin kanatları üzerinde keyif çatan Lilibel göründü. 
" Nihayet! Eee? "
" Her şeyi hallettim baş peri. Hatırlaması gereken şeyleri hatırladı. Görsen hepsi birbirine sarılıp sevinçten uçtular."
" Oh! Neyse. Yazıcı peri: Fanilerin gerçekleştirilmeyecek dilekleri listesine bir madde daha ekliyorsun. Bundan böyle "gençleştirme" veya "yaşlandırma" gibi istekler yerine getirilmeyecekler. 
Şeffafımsı, lila kanatlı yazıcı peri başını sallayarak, "Tamam baş peri." dedi. 
Periler, hiçbir şeyi şansa bırakmıyorlardı.  Armağan verdikleri faniyi kontrol edip her şeyin yolunda gidip gitmediğine bakıyorlardı. Aylin'in başına gelenleri görünce, el atmak zorunda kaldılar. Çünkü bu işten Aylin kadar kendileri de sorumluydular.  Freud'un rüya hakkındaki teorilerini de yabana atmamak gerekliydi, perilerin hatırlatacağı şeyi hatırlatacak bir yol olmalıydı işte o yol da rüyalar ve bilinçaltıydı. 
----
Begonvil sitesinde Gökhan'ların villasında sessizlik hakimdi. Az sonra Nuriş herkesi kahvaltıya çağıracaktı ama yine herkes cenazede gibi yemek yiyecekti, kimsede iştah kalmamıştı özellikle de zavallı Gökhan da. Annesi çocuğun kendine zarar vermesinden ödü kopuyordu.
" Bir psikoloğa mı götürsek bey?"
diyordu. Babası da "Valla bilemiyorum benim oğlum güçlüdür ama eğer böyle devam ederse yardım alırız hanım." diye cevap verdi. 
Nuriş "Haçan kahvaltu hazır hanımım." derken Mehmet bahçeden koşarak geldi. Camlı kapıyı yana iterek içeri girdi, nefes nefeseydi belli ki, kendi evinden bu yana koşturuyordu. Gökhan, annesi, babası, Kübra ve Nuriş  bir şey sormadan "Çabuk haberleri açın!" dedi. Tarçın olağandışı bir şeyleri hissetmiş havlıyordu. 
" Hayırdır kanka?"
" Aç anlarsın abicim...çabuk!"
Kübra, televizyonu açtı. Bir, iki kanal sonra haberlere geldiler.  Stüdyoda genç bir haber muhabiri Aylin ile ilgili konuşuyordu ve yanında başka genç bir adam vardı. Hepsi pür dikkat dinlemeye başladılar.
" Evet sayın seyirciler reklamlardan önce anons ettiğimiz sürpriz gelişmeyle karşınızdayız. Ünlü dizi ve sinema oyuncusu Gökhan Akın'ın nişanlanacağı Ayşe Deniz, gerçekten Aylin Alptekin olduğunu ispatlayacak çok önemli bir kanıt hatırladığını iddia etti.  Şu anda hapisanede olan genç kız, Kadıköy'de son çalıştığı hastanenin dört yıl önce açılan genetik araştırmalar laboratuvarının güvenlik girişinde parmak izi ve retina kaydının olduğunu ve güvenlikten geçerek emekli profesör doktor Aylin Alptekin olduğunu kanıtlayacağını söyledi. 
Yanımızda konunun uzmanı sayın Murat Çınar var. Hoşgeldiniz."
"Hoşbulduk."
" Murat bey seyircilerimize kısaca anlatır mısınız? Nedir bu retina kaydı? Güvenilir midir? Sahtekarlık yapılabilir mi?"
" Şimdi biz bunlara biyometrik güvenlik sistemleri diyoruz.  Parmak izi tanısı 5 milyarda 1  yanılma payı ile çalışır. İris ise anne karnında oluşur ve kişinin ölümüne kadar değişmez. Yani her ikisi de çok güvenilir sistemlerdir."
" Peki efendim ya kişi gözünü kırparsa ne olur?"
"Bu mümkün. Bunu önlemek için 3 kez giriş hakkı verilir. Üç sefer de başarısız olursanız giremezsiniz."
" Peki retinayı kopyalamak mümkün müdür? Yani sahtekarlık yapılabilir mi?"
Uzman güldü. 
" Hayır. Bu dediğiniz  sadece Hollywood filmlerinde olur. İstenmeyen kişiler retina güvenliğini aşarlar filan. Ama dediğimiz gibi bunlar ancak filmlerde olur. Gerçek dışıdır."
" Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ediyoruz." 
Muhabir tekrar seyircilere döndü. 
" Evet sayın seyirciler, Ayşe Deniz bugün polis eşliğinde hastaneye getirilecek ve güvenlik testinden geçecek. Söylediği gibi parmak izi ve göz taraması testlerini geçerse, Aylin Alptekin olduğunu kanıtlamakla kalmayacak, tüm dünyayı perilerin varlığına inandıracak. Bizden ayrılmayın."
Gökhan'ın annesi "Abo!" derken, Mustafa "Biliyordum! Müstakbel gelinimin masum olduğunu biliyordum! Gökhan oğlum gözünaydın." diye bağırdı. Kübra da "Yaşasınnnn" diyerek Çakıl'la oynamaya bahçeye koşturdu. Günlerdir oyun oynamamışlardı. 
Zeynep hanım "Hemen heveslendirme oğlunu bey? Ne malum belki zaman kazanmak için böyle bir şey uydurmadığı? "
" Valla pes hanım! Sen de amma şüphecisin. İçimde bir his vardı o kızdan kötü insan olmayacağını biliyordum. Görün bakın o testi geçecek."
Gökhan dili tutulmuş gibiydi, herkes konuşuyor, bağırışıyor ama garibim ağzı açık kalmıştı. Sonunda Mehmet'e dönerek
" O testi geçecek ve ona inanmadığım, bir kez bile hapiste ziyaretine gitmediğim için beni asla affetmeyecek!" diyebildi.
Mehmet,
"Kanka ya? Ne biliyorsun hemen kötü şeyler düşünme. Ben yengeyi tanıyorum yapmaz öyle şey." 
dedi. Gökhan ise takılmış plak gibi "Affetmeyecek....affetmeyecek..." diyordu. Sonra kendini toparladı
"Olsun beni affetmese bile herkes sevdiğim kızın masum olduğunu anlayacak. Bu da bana yeter. Affetmese de... " dedi. 
----
Ondan sonra her şey şimşek hızıyla gelişti. İki jandarma eşliğinde, elleri kelepçeli olarak Aylin, söylenilen Genetik Araştırma Laboratuvarının güvenliğine getirildi. Hastane müdürü, Gökhan'ın menajeri ve avukatı, savcı ve güvenlik uzmanı da oradaydı. Gazeteciler içeri alınmamıştı. 
Kız, önce parmak izi için elini gerekli bölmeye yerleştirdi. Yeşil ışık yandı. Herkes şaşırmıştı. Aylin sevinçliydi. Güvenlikçi "Başarılı. Şimdi retina taraması. Gözünüzü şuraya dayayacaksınız." dedi. Aylin, "Biliyorum dört yıl önce de yapmıştım." diyerek gözünü bölmeye doğru tuttu. Kırpmadı. "Dııııt" diyen mekanik ses duyuldu ve yine yeşil ışık yandı. Güvenlikçi "Başarılı." dedi. 
Savcının da, hastane müdürünün de, Gökhan'ın avukatının da ağzı açık kalmıştı. Ayşe Deniz, Aylin Alptekin olduğunu ispatlamıştı. 
O gün, gerekli formaliteler de tamamlandı ve Aylin serbest bırakıldı. Haber bomba etkisi yaratmıştı: Periler gerçekti!
-----
Ertesi gün Begonvil sitesinde Aylin,  iç mimar arkadaşı Canan ve teyzesi ile çardakta çay içiyorlardı. Uzaktan onlara bakan komşular mahçup mahçup el salladılar.  Melahat hanım
"Aman Tanrı'm kızın yüzüne nasıl bakacağız? Hakkında neler düşündük?"
dedi. Hadiye hanım
"E, ne yapalım canımcım, kabahat bizde değil ki, polisler kelepçe takıp katil diye götürdüler hapsettiler yani ne yapsaydık?"
" O da doğru hayatım. Ama hep birlikte çaya çağırıp bir güzel özür dileyelim."
" Bence de. Sahi Nazan ne yapıyor? Karaları bağlamadı ya?"
" Yok ayolcum,  şimdi Survivor'da  biri varmış,  Gökhan'ı unuttu bile."
"Hahahaha.....e, iyi olmuş."
"Sorma ama bu kız iyi polis olur hahaha...."
-----
Canan, kıpkırmızı sıcacık çayından bir yudum aldı ve Aylin'e döndü. 
"İnanamıyorum Aylin'ciğim, seninle son buluştuğumuz günü hatırlıyorum da..."
" Anti-aging kremleri..." 
İki arkadaş gülüştüler.
" Baksana ben de mi o ormana gitsem? Periler beni de gençleştirir mi?"
"Bilemiyorum canım. Ama başıma gelenleri gördülerse, fikirlerini değiştirmiş olabilirler."
" Bence de. Şey, bu arada Gökhan perişanmış, onu affetmeyeceğini düşünüyormuş. "
" Tabii ki, affedeceğim hayatım, 60'ından sonra aşkı bulmuşken kaybeder miyim? Bir, iki gün kıvransın, burnu sürtsün yeter."
Meryem teyze sıcacık pişiden bir ısırık alıp lafa karıştı.
"Bir, iki gün mü? Valla ben kahvaltıya çağırdım bile. Pişiler soğumasın, hem Çarşı doğum yaptı, beşiz! Torunlarını görmesin mi bu çocuk? " diye kıskıs güldü. 
"Ne! İnanmıyorum teyze! Hani biraz burnu sürtsün demiştim. "
Elinde kocaman kırmızı güllerle Gökhan, bahçe kapısına gelmişti bile. 
İki sevgili birbirlerini görünce, Aylin ceza vermeyi unuttu,  koşarak kucaklaştılar, gül buketi yere düşerken, hem Meryem teyze ve Canan, hem de komşu villanın çardağından alkışlar ortalığı inletti. 
-----
Birkaç gün sonra  yine bahçede düğün yapıldı.  Aşk Güzel Bir Şeydir çalarken, Gökhan'la dans eden Aylin beyaz gelinliği içinde çok mutluydu.  Artık onun da çocuklarına anlatacak bir aşk hikayesi ve  "Bu babanızla bizim şarkımızdı" diyeceği bir şarkısı vardı. Kızlarpınarı köyü çok ünlü oldu, her yerden turistler akın ediyordu. Köylüler tahta oyma peri bibloları yapıyorlardı. Gerçi biblolar sevimli Lilibel'e pek benzemiyordu ama yine de yok satıyordu. 

18 yorum:

  1. Wooww,bir solukta okudum vallahi.Çok fena ters köşe yaptın.Ben Aylin'in saç fırçasından,yatağından,yastığından DNA kalıntısı toplayıp yanda eski çalıştığı yerdeki kalıcı eşyalardan örnek toplanıp Ayşe'nin DNA örneğiyle karşılaştıracağını düşünmüştüm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Son bölüm diye biraz uzun oldu, kısaltamadım daha doğrusu en fazla bu kadar kısalttı:) yine de okuduğun için çok teşekkür ediyorum Sevda'cığım. DNA testi de yine yapıldı yani doğru düşünmüşsün. :)

      Sil
  2. Keşke bunlae dizi olsa da izlesek :)
    kaleminize, emeğinize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah Emre'ciğim çok isterdim...çünkü roman değil, öykü değil, dizi olmak üzere yazdım. Çok teşekkürler okuyan gözlerine sağlık. :)

      Sil
  3. Çok güzeldi Müjdecim. Bayıldım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ediyorum Handan'cığım, sevindim:)

      Sil
  4. eevveet çok iyi ya,çok beğendim.Sıkılmadan okudum.Bu arada Kızlarpınarı köyü nerede sahi ?Yanlş anlama,merak ettim o kadar.Tebrik eder devamını dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sevindim sıkılmadan okunduğuna çünkü demek ki, film olursa da sıkılmaz insan, Kızlarpınarı bizim burada bir cadde ismi:)))yani tamamen kurgu ancak Alanya'da aynı isimli bir mahalle de varmış. (Bu arada estağfurullah yanlış anlayacak bir şey yok:) senaryoyla ilgili aklına gelen her şeyi sorabilirsin) Çok teşekkür ediyorum.

      Sil
  5. Sonucu mutlu bekliyordum ama yinede tahminim dışında gelişti. Ohhh be rahatladım... Eline sağlık Müjdecim ❤

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şaşırttığıma sevindim:)))neden dersen tekdüze olmasın di mi?:) Çok teşekkür ediyorum Şebnem'ciğim. Senin de okuyan gözlerine sağlık. ♥

      Sil
  6. Bir sürü şey düşündüm parmak izi dahil ama retina taraması süperdi.
    Müjdecim o kadar çok kötü şey yaşadık ki ,sanki gerçekmiş gibi sevindim mutlu sonara güzelliklere aç kalmışız,eline ,kalemine yüreğine sağlık olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen de aynısını düşünmüşsün tek fark retina olmuş:))Çok teşekkür ediyorum Haticecim, beğenmene sevindim. Haklısın hakikaten her gün kötü şeyler yaşıyoruz. Okuyan gözlerine sağlık canım.

      Sil
  7. Bitmesine üzüldüm,arkası yarın gibiydi.Benim de tahminim tutmadı.Perilerin olanları değiştireceğini düşünmüştüm ;) harikaydı,şu kasvet günlerinde iyi geldi.Tebrik ediyorum tekrar ve başka senaryolarını bekliyorum.Ellerine sağlık.Çok öptüm,sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üzülme Nur'cuğum, Bulunmaz İkili'nin her bölümünde farklı olaylar oluyor, ona devam edeceğim. Ayrıca Ayın Bekarı'nı da kısaca yazacağım. (böyle uzun değil) Ayrıca tahminin tamamen tutmamış sayılmaz, periler yine de işin içine biraz karıştı:)rüyasında hatırlamasını sağladı:)
      Beğenmene sevindim canım, çok teşekkür ediyorum, ben de öptüm, sevgilerimle. Okuyan gözlerine sağlık...:)

      Sil
  8. Müjde'cim öyle bir yerin kurgu olduğunu anladım şakaolsun diye sordum gitmek için,yani suyundan filan içelimde gençleşelim şakasına arkadaşım başarılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben yanlış anlamışım Merih'ciğim, kusura bakma; ah, evet yaaa keşke olsa gitsek, gençleşsek şöyle bir 30 yaş...:))
      Çok teşekkürler canım.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...