5 Nisan 2016 Salı

AŞK PERİLERİ - 11 -

Aylin, yaşlı teyzesinin de müthiş yardımıyla özel dedektif Tamer'i savuşturunca rahat bir nefes almıştı. Teyze yeğen güzel villalarına doğru yol alırken gözlerinden yaşlar gelerek gülüyorlardı. Bir ara Meryem teyze

" Kızım bu adamın  bizi polise şikayet etmeyeceğinden emin misin?"

" Edemez teyzişim, ederse bize şantaj yaptığı da ortaya çıkar."

" Haklısın kızım oh çok şükür kurtulduk. Ama sen yine de her şeyi sevdiceğine anlat."

" Merak etme anlatacağım, nişandan önce. O zamana kadar mutluluğumun tadını çıkartayım." Güzel kızın gözlerinden bir hüzün bulutu geçti ve

"Çünkü belki....bakarsın bana inanmaz. Siteye yaklaştık, kenara çekeyim senin üzerindekileri çıkartalım. Ben de üzerimi değişeyim. Uma Thurman'ın Bodrum şubesi gibi dolaşmak olmaz." diyerek arabayı ağaçların arasında tenha bir yere çekti.


----

İkisi evlerine giderken, Gökhan da reklam çekimini bitirmiş,  ilk uçağa atlamış Bodrum'a geliyordu. Sonraki günler Aylin için tek kelimeyle harika geçti. Her gün birbirlerine sanki daha da aşık oluyorlardı. Meryem teyze de ikisini öyle gördükçe çok mutlu oluyordu. İki aşık bazen beyaz saçlı, tonton ihtiyar balıkçı Hayrullah'ın kayığına atlayıp deniz sefası yapıyor, bazen saatlerce sıcak kumlarda yürüyor, akşamları çardakta mangal keyfi yapıyorlar; cırcır böceklerinin şarkısına takır, takır tavla pullarının sesi eşlik ediyor; Gökhan'la, Mehmet'in babası "Pencüse severler güzeli gençüse"; "hep yek", "şeş cihar" diyerek tavla oynuyordu. Ani bastıran yaz sağanağı bile keyiflerini kaçırmıyordu. Perşembe günü öğleyin aniden bardaktan boşanırcasına yağmura yakalanınca Gökhan, evden şemsiye alıp çıktı ve Aylin'in kahkaları arasında  "I'm siiiingiiiin in the rain" diye şarkı söyleyerek, Gene Kelly'nin taklidini yaptı. Pencereden izleyen Meryem teyze

"Çocuklar üşütüp hastalanacaksınız."

diye nefes tüketti. Ama yağmurun sesinden ve kendi kahkalarından yaşlı kadını duymadılar bile. Sonra ikisi birbirlerine sarılıp kahkahalarla sırılsıklam eve girince, yaşlı kadın havlularla koştururken

"Ah! Ah! Yaramaz çocuklardan farkınız yok valla..." diye onları payladı.

----

Eylül yaklaşıyordu. Dizinin yeni sezonu başlamadan oğulları ile güzel müstakbel gelinlerine yüzük takacaklardı. Konuşup anlaştılar. Davetiyeler hazırlandı. Organizasyon şirketi ayarlandı. Pazar akşamı kız tarafı olarak Aylin'in villasının bahçesinde nişan yapılacaktı. En önemlisi, Aylin, nişan öncesi her şeyi Gökhan'a anlatmaya kararlıydı.

Nişan davetiyesini gören Nazan, ağlayarak merdivenleri çıkmış, kendini yüzükoyun yatağa atmış, hıçkırıklara boğulmuştu. Annesi hem üzülüyor, hem de kızıyordu. Peşinden hem o, hem yaşlı anneannesi geldiler.

" Kızım sen deli misin? Ne zaman büyüyeceksin? Yetmedi mi bu ünlülere aşık olma huyun? Geçer dedim sabrettim aaaa!"

Yüzünü pikeye bastırmış olan Nazan boğuk boğuk

"Bana ne! Anneannem de Ediz Hun'a aşıkmış sor istersen!"

Yaşlı kadıncağız yatağın kenarına oturup torununu teselli etmeye çalışırken, kızına da kaş-göz işareti yaparak, üstüne gitmemesini ima ediyordu.

" Kuzum aaa! Tamam ama Ediz Hun da başkasıyla evlendi ben hiç senin gibi ah, vah etmedim."

Annesi, anneanne kadar anlayışlı değildi. Nazan'ın bu şımarıklıkları, kaprisleri canından bezdirmişti. Sesini yükseltti:

" Kızım sen manyak mısın? Gökhan 30 yaşında sen daha lise sondasın! Aa! Alacağım ayağımın altına ama. Anne sen de şımartma şunu 'kuzum' diye diye...."

Nazan yüzünü kaldırmadan lafı yetiştirdi:

"Bana ne! Anneannem de evlenirken kaç yaş büyükmüş dedem"

" Kızım anneannen 1948 de evlenmiş, o zamanlar öyleymiş, şimdi 1940'larda mıyız? Valla beş kardeş geliyor!"

"Şşştt...kızım sen aşağı in, ben torunumla konuşurum. "

"Off! Aman ne hali varsa görsün. Bıktım valla, yarın nişan var daha elbise bakacağım. "
Nişan sözcüğünü duyan Nazan

"Salak Gökhan! Bir hizmetçi parçasıyla evleniyor! Gebersin! Gebersin!" diyerek pikeyi yumrukladı.

Annesi, "Ay! Allah'ım sen bana sabır ver Yarabbim!"

diyerek merdivenlerden inmeye başladı. Ünlü bir dizi oyuncusunun nişanına gidecekken, makyaj, kuaför, elbise, ayakkabı bakacakken, Nazan'ın kaprisleriyle uğraşacak hali yoktu. Basamakları inerken

"Of, of kızın mı var? Derdin var"

diye söyleniyordu. Eh, Nazan'ı düşünecek olursanız, pek haksız da değildi. Nişana saatler kala bomba bir haberin patlayacağını ise henüz kimse bilmiyordu. Ve bu bomba Nazan'ı çok sevindirecekti.

----

 Aylin her şeyi Gökhan'a anlatmak için en sevdikleri yeri, ahşap iskeleyi seçmişti. Uçsuz bucaksız, mavi denize, martılara, yamaç paraşütü yapanlara, yüzenlere bakarken tahtaların üzerinde elele, omuz omuza saatlerce oturdukları bu yerde, ona aslında 60 yaşında olduğunu, Kızlarpınarı ormanının perileri sayesinde yeniden gençleştiğini anlatacaktı.

"Aşkım, sana bir şey anlatmam lazım."

" Tamam. Dinliyorum...."

" Şey, yalnız bana inanmamandan korkuyorum."

" Niye ki hayatım?"

" Şey, bu biraz olağan dışı bir şey..."

" Allah Allah. Merak ettim şimdi..."

" Ben aslında...."

Gökhan pür dikkat güzel kıza bakıyordu

" Evet aşkım?"

"Ben aslında...."

" Üç banka soymuş bir soyguncusun. Biliyordum zaten ama o kadar güzelsin ki, farketmez." diyerek Gökhan kahkahayı patlattı.

"Yaa!! Aşkım! Ciddiyim ben. Dinleyecek misin?"

"Peki peki tamam seni dinliyorum."

"Şey, biraz paranormal bir olay bu...her şey emeklilik partimde başladı..."

"Emeklilik partin mi? Nasıl yani? Şaka mı yapıyorsun?"

Kız devam edecekti ki, Gökhan'ın cep telefonu çaldı. Arayan annesiydi, kadın önemli olmasa çiçeği burnunda müstakbel gelinini ve oğlunu rahatsız etmezdi o yüzden Gökhan kızın sözünü kesti.

" Pardon aşkım, annem arıyor önemli olmasa bizi rahatsız etmez. Bir bakayım. "

" Tamam canım. Umarım kötü bir şey yoktur."

Annesi o kadar telaş içindeydi ki, sesini Aylin bile duyabildi.

"Gökhan oğlum! Nuriş  banyoyu temizlerken fenalaştı! Yetiş."

İkisi de ayağa fırladılar. Gökhan "Nuriş..." derken kız "Duydum, duydum çabuk gidelim. İnşallah önemli bir şey değildir." dedi.

Az sonra Gökhan'ların villasındaydılar. Doktor olduklarını sandıkları Meryem teyzeyi de çağırmışlardı. Ama Allah'tan kadıncağız banyoda olduğundan telefonu duymamıştı. Aylin içinden "İyi ki, teyziş banyodaymış, yoksa doktor taklidi yapmakta zorlanabilir ve her şey ortaya çıkabilirdi." diye geçirdi. Önce kendi evine uğrayıp, bir daha kullanmasına gerek kalmayacağını düşündüğü stetoskop, tansiyon aleti gibi şeylerin olduğu çantasını aldı. Teyzesi banyodan yeni çıkmıştı. İkisi arabaya binerken arkalarından seslendi.

" Bana da haber ver kızım..."

" Tamam teyz  şey Aylin teyze..."

Nuriş, banyoda çamaşır suyunu biraz fazla kaçırmıştı. Aylin'in doktorluk damarı kabardı, kadını bir güzel payladı.

"Aferin sana Nuriş! Ya zehirlenseydin? İyi ki, cifle filan karıştırmamışsın, astımın filan yok değil mi?"

"Yok, yok Allah'a şükür...iyiyim şimdi sağolasın toktor kizum...uy genzim ölüyom sandum da! "

"Sen bahçede dinlen, bol temiz hava al. Banyo da iyice havalanmadan girme sakın."

"Tamam töbe girmem da! eyice pi havalansun..."

Nuriş iyiydi ama Aylin, Gökhan'la yapacağı konuşma da suya düşmüş oldu.  Zira organizasyon şirketi bahçede onları bekliyordu. Bahçede Gökhan ve Aylin şirketinin yetkilisi ile nişan hazırlıkları ile ilgili konuşurken, Meryem teyze de veranda da kucağında Sarman'la güneş altında mayışmış, uyukluyordu. Tam o sırada emlakçı Selahattin, uzaktan villaya bakıp, bir yandan da tırnaklarını kemiren tombiş genç kızı gördü.

" Nazan kızım merhaba ne yapıyorsun burada?"

"A, şey Selahattin amca, şey, Gökhan Akın'ın yarın nişanı var da biz de davetliyiz onlara bakıyordum."

"Biliyorum, bana da davetiye bırakmış sağolsun. Gelmişken doktor hanıma da bir merhaba derdim ama yok herhalde."

Nazan şaşırdı.

"İşte orada ya Selahattin amca."

Kel kafalı emlakçı iki parmağıyla gözlüklerini tutup, burnuna biraz daha yerleştirip tekrar baktı.

" Nerede?"

" Verandada sallanan koltukta kucağında kediyle oturuyor."

"A! İyi de o doktor hanım değil ki?"

"Ne?"

"Ben bu villayı satın alan doktor hanımı sordum. Aylin hanım..."

" Tamam işte Selahattin amca sizin gözlüklerinizin değişme vakti gelmiş anlaşılan,  doktor Aylin hanım o."

" Yok kızım, bu başka biri. Aylin hanım değil."

Şaşırma sırası Nazan'daydı.

"Emin misiniz Selahattin amca?"

"Elbette eminim kızım. Evi kime sattığımı bilmez miyim? Neyse bir müşterime ev gezdiriyorum hadi hoşçakal kızım, babanlara selam söyle."

"Tam...ba- başüstüne...."

Emlakçı arabasına doğru gitti, Nazan'ın gözlerinde tehlikeli bir ışık parlayıp söndü.

"Seni sarı çiyan! Seni yalancı! Demek herkesi kandırdın? O moruk da suç ortağı olmalı. Şimdi yaktım seni. Bana da Nazan diyorlarsa bu nişan asla olmayacak. Evlenmeyeceksin işte Gökhan'la. Mehmet abiye de yetiştireyim. Bakalım ne diyecek?"

----

"Yine mi Nazan! Senin yüzünden az kalsın kankimle papaz oluyorduk, ne çabuk unuttun?"

"Mehmet abi valla, billa emlakçı Selahattin amca o kadın Aylin hanım değil dedi."

" Adam zaten yaşlı, gözlük takıyor, kör kör o kadar görmüştür."

" Ama Mehmet abi 'Evi sattığım kadını tanımaz mıyım?' dedi."

" Offf! Sakın! Sakın! Bunun da bir açıklaması vardır. Kapa çeneni ve sus Nazan. Kankamın yarın en mutlu günü. Bozayım deme tamam mı? Bak sana abi nasihatı."

"Of peki Mehmet abi."

Nazan oflaya, poflaya telefonu kapattı. Mehmet de kızmıştı.

"Salak kız.!" diyerek telefonu koltuğun üzerine fırlattı.

Ama akşam üstü sağanak yağmurla, beklenmedik birinden gelecek olan telefon Mehmet'in fikrini tamamen değiştirecekti.


Bölümler:



4 yorum:

  1. Aaa heyecanlı yerde kaldı ama :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Taslağım hazır bile yarın yayınlayacağım:) Artık az kaldı yavaş yavaş sona geliyor dizi. :)

      Sil
  2. Alaaahh,işler iyice karıştı yahuu

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...