25 Nisan 2016 Pazartesi

BULUNMAZ İKİLİ - MİHRACENİN IŞIĞI


Kalabalık, yeni alışveriş merkezinin altında birikmişti, herkes başını kaldırmış gökyüzüne, binanın tepesine bakıyordu, takım elbiseli bir erkek üst kat korkulukları aşmış ve aşağı atlamak üzereydi. Aşağıdakiler “yapma!”, “atlama!” diye bağırıyorlardı, duyarsız birkaç utanmaz cep telefonuyla kaydediyorlardı ama adamın kimseyi duyduğu yoktu…yüzünde mutlu bir ifade vardı, adeta gülümsüyordu ve aşağıdakiler duyamıyordu ama kendi kendine bir takım kelimeler söylüyordu. 

ragdalam jayate, ragdalam jayate”…

ve adam aşağıdakilerin çığlıkları arasında adam kendini boşluğa bıraktı!

Birkaç saniye binanın ana girişindeki fıskiyenin yanındaki mermerlere çarptı. Anında ölmüştü.

 Ertesi gün, Serap, annesiyle kahvaltısını ederek gazetede yine yüksek bir binadan atlayan zengin işadamı haberini okuyunca oldukça şaşırdı.

SERAP: Allah Allah bu üçüncü iş adamı…bu işte bir bit yeniği var ama ne? Adamları kimsenin itmediği ortada, kendilerini attıklarını herkes görmüş, onlarca tanık var. Hepsi de süper zengin…yatlar, katlar…hiçbiri uyuşturucu almamış…

HADİYE: Ne olacak kızım,  zenginlikten ve paradan akıllarını kaçırmışlar zaar, aman aman azıcık aşım, ağrısız başım boşuna dememişler. 

SERAP: Hmm…anneciğim bence bu işin altında bir şeyler var, içgüdülerim öyle söylüyor

HADİYE: Aman güzel kızım senin içgüdülerin beni korkutuyor, bırak bir şey varsa da polis bulsun aaa!....

Serap, annesinin güzel pankeklerini yerken, gazetecilik mesleğinin verdiği merak içini yiyordu…Hadiye hanım aptal değildi, kızının bu işi kurcalayacağını hissetmişti ve Serap kahvaltısını bitirip, annesini ve Çıldırgan’ı öpüp gazeteye gitmek için evden çıkar çıkmaz telefona sarıldı ve Mehmet’in annesi Müjgan hanımı aradı…

HADİYE: Hayatım ben kızımı bilmez miyim, aman ne olur işte fırsat eğer bir şeyler araştıracaksa bari sizin oğlanla araştırsınlar, hem başı belaya girmez, hem de yine bir araya gelirler..

MÜJGAN: Canım Hadiye’ciğim iyi ki aradın, oh çok sevindim sağol, dünürüm bak Allah söyletiyor henüz dünür olmadık ama inşallah çok yakında gerçekten dünür oluruz, Mehmet belli etmemeye çalışıyor ama güzel kızınız için ölüp bitiyor ben anneyim anlarım..

HADİYE: Sorma Müjgan’cığım benim kız da feministlik ayaklarında belli etmemeye çalışıyor ama onun da gönlü Mehmet’de..eh, biz de işlerini kolaylaştıralım değil mi? Yoksa inatlarından, gururlarından asla birbirlerine aşık olduklarını itiraf etmeyecekler!…

İki çöpçatan kadın gerçekten gizli servis ajanları gibi çalışıyorlardı, CIA, FBI haltetmişti:)))

Mehmet’in haberi olmadan Müjgan hanımın eşi hemen gazetenin patronu Osman beye durumu çıtlattı ve Osman bey, duruma el koyarak, bu esrarengiz olayı çözme işini resmen Serap ve Mehmet’e verdi..

SERAP: Aman Tanrı’m..inanılmaz bu sabah kahvaltıda ben de bu olayı düşünüyordum..kesin bu işin içinde bir şey var!

MEHMET: Desene patron bu işi bize vermeseydi yine Edi’yle Büdü’yü oynayacaktınız!

SERAP: Aman ne komik! Espriyi bırak da nereden başlayalım bir fikrin var mı?

MEHMET: Doğrusunu istersen var…üç işadamının da garip bir tarikat üyesi olduğunu öğrendim..

SERAP: Evet dün internette baktım, siteleri vardı…Mihracenin Işığı. Amma fiyakalı isim!

MEHMET:  Öyle. İşin ilginci üçü de intihar etmeden bir süre önce tarikata servet değerinde para bağışı yapmışlar…

SERAP: Ne! Allah Allah! Çok tuhaf.

MEHMET: Evet. Adamların kanında yabancı maddeye rastlanmamış olay kesin intihar olarak gözüküyor..tanıklar var…cep telefonuyla kaydedilmiş.

SERAP: O zaman neler döndüğünü öğrenmek için o tarikata bir an önce üye olalım derim…

MEHMET: Ben de aynı şeyi düşünüyorum ayrıca bir de sahte, zengin iş adamı ayarlasak mesela Fadıl olabilir…ikimiz medyada yeterince tanınıyoruz o yüzden ikimiz birden üye olursak işkillenirler..Fadıl’ı ise tanımaları zor…

SERAP: Bak ne diyorum ben sahte bir kimlikle tarikata üye olayım, kadınlar böyle esrarengiz şeylere meraklı olurlar..büyüler, yogalar vs. tarikatın başındaki kişi Hint mihracesinin ruhuyum, guruyum, muruyum, dejavu, reenkarnasyon ayağına yeniden doğdum filan diyormuş ya..


indian guru ile ilgili görsel sonucu


MEHMET: Tamam ama çok dikkatli ol…polisle birlikte çalışacağız, üzerinde minik bir telsiz  taşıyacaksın…zor durumda hemen alarm vereceksin tamam mı! Dişi 007 olmak yok yani

SERAP: Aman aman merak etme!

Konuşmanın ertesi günü Serap, “ MİHRACENİN IŞIĞI” isimli tarikata üye olur. Her şey çok normal gözükmektedir, büyük ağaçlarla dolu, her yer egzotik çiçeklerle, palmiyelerle kaplı, harika bir bahçe içindeki, iki katlı bahçeli bir binadır..ana merdivenler beyaz mermerdir ve bir Budha heykeli kapının yanındadır...sekreter kız onu açık renklerle döşenmiş, sade ama şık ve garip tütsüler kokan bir odaya alır, kaydını yaptırır…


buddha yoga center ile ilgili görsel sonucu


SEKRETER: Tarikatımızı nasıl duydunuz?

SERAP: Sosyal medyada methini duymuştum, internet sitenize de baktım, merak ettim ben yogaya filan da çok meraklıyım..hem belki arkadaş da bulurum…bekarım da hahahahah…

SEKRETER: Bu güzellikle bulmanız zor olmaz bence…

SERAP: Ah çok teşekkür ederim iltifat ediyorsunuz…

SEKRETER: Tamam Serpil hanım, kaydınızı tamamladık…haftada bir gün Pazar günleri toplantımız olur…şimdi sizi toplantı salonuna götüreyim buyrun…şu  mihrace ışığı amblemli kolyemizi veya bileziğimizi takabilirsiniz…sadece 5 lira.

SERAP: Teşekkür ederim…

Serap, bileziği de satın alır ve gülümseyerek koluna takar…sekreter kız Serpil olarak tanıdığı Serap’ı toplantı odasına doğru götürürken, tarikatın yöneticisi odada ortağıyla konuşmaktadır…yönetici olan adam zeytin gibi esmer tenli, kapkara gözlü, uzun, kara sakallı, bitişik kaşlı garip biridir, üzerinde Hint’liler gibi beyaz sari giymiştir. Alnında turuncu rengi bir güneş dövmesi vardır..

GANJRUHA: Bugün kayıt olanlar arasında Ahmet Şeref Ispartalı diye biri var, internette araştırdım, genç ama çok zengin bir sanayici…babadan kalma bir sürü fabrikası var, tüpgaz, boya, vs.

METİN: Tam istediğimiz gibi, ben çocuğu gördüm altındaki hummer binlerce dolarlıktı ama çocuğun yüzü biraz şapşal gibiydi hiç sanayiciye benzetemedim..

GANJRUHA: Parayla imanın kimde olduğu belli olmaz…yeni gelen herkese dikkat edin polis intihar edenlerin bize üye olduklarını bulmuş olabilir..

METİN: Bugün çok güzel bir kız üye oldu ama zararsız görünüyor, ev kızıymış, yogaya filan meraklıymış, gazeteden duyup gelmiş. Sekreter kızın dediğine göre bekarmış koca arıyormuş. 

GANJRUHA: Polis o kadar akıllı olsaydı şimdiye kadar yakalanırdık, merak etme kimse bir şey ispatlayamaz…

Tarikata üye olalı bir hafta geçmiştir, Serap, Mehmet ve milyarder rolündeki Fadıl, bir araya gelip durum değerlendirmesi yaparlar.

FADIL: O başlarındaki tuhaf adam var ya..

SERAP: Ganjruha…uyduruk bir isim besbelli..

FADIL: Evet..tuhaf bir şey oldu..üyelerden zengin bir iş adamı ile bahçedeki kamelyada konuşurlarken gördüm ve ağacın arkasına saklanıp gözetledim..

Mehmet ve Serap merakla Fadıl’ın söylediklerini dinlerler..

FADIL: İkisi de bağdaş kurmuşlardı..Ganjruha’nın gözlerine bakan adam sanırım ipnotize oldu..

SERAP: Gerçekten mi!

MEHMET: Nasıl anladın?.

FADIL: İkisinin yanında bir sepet duruyordu, kapağını açtı sepetni içinde bir kobra vardı..

SERAP:  Ayyyy! KOBRA mı?..

FADIL: Ganjruha adama söylediğim kelimeyi duyunca yılanı eline alıp boynuna dolayacaksın dedi..

SERAP: ?

MEHMET: Ve ?...

FADIL: Adam ‘ragdalam jayate’ dedi ve iş adamı elini sepete götürüp, yılanı eline aldı ve boynuna doladı…

SERAP: Aman Tanrı’m!

FADIL: Sanırım önceden zehiri alınmış olmalı yoksa ısırsa mazallah panzehir olmazsa birkaç dakikada tahtalı köye giderdi.

MEHMET: Vay canına!

FADIL: Asıl ilginci onbeş dakika sonra aynı adamla konuştuğumda olanları hiç hatırlamıyordu ve dahası dünyada en korktuğu şey yılanlarmış! Düşünsenize yılan korkusundan pikniğe bile gidemeyen biriymiş!..

MEHMET: Aynı şeyi mi düşünüyoruz arkadaşlar?

SERAP: Evet..

FADIL: Ganjruha denen herif zenginleri hipnotize ederek tarikatına para bağışlamalarını sonra da yine aynı şekilde onların intihar etmelerini sağlıyor. Büyük ihtimalle hipnotizmanın etkisi geçince şikayetçi olmamaları ya da olayın ortaya çıkmaması için…

MEHMET: O zaman sırada ya o adam ya da sen varsın Fadıl..seni de mülti milyarder sanıyor!..

FADIL: Annecim bana kobrayı tutturmasın da!..

SERAP: Haftaya Pazar yine toplantı var çok dikkatli olalım…

MEHMET: Ben, özel dedektiflerle sizin tarikatın tam karşısındaki bir minibüsün içinde bekliyor olacağım, en ufak bir şeyde telsizlerinizi kullanın..

SERAP: Tamam...




buddha yoga center ile ilgili görsel sonucu



Ertesi Pazar yine tüm üyeler tütsü kokan odada bir araya gelirler, toplantıdaki abuksabuk konuşmalarda Serap’ın dikkatini bir şey çeker, sekreter kız odaya gelip, Ganjruha’nın kulağına bir şeyler fısıldar ve Serap’ın farkında olmadan ikisi tuhaf bakışlarla kızı süzerler…

GANJRUHA: Evet arkadaşlar dağılmadan önce son kez hep birlikte tekrarlayalım

"barış, sevgi, sevgi.."

Herkes bir ağızdan huşu içinde 'barış, sevgi, sevgi' diye tekrarlar.


Daha sonra toplantı biter, sekreter kız herkesin eline güya Ganj nehrinin kutsal suyu olduğunu söylediği sudan birkaç damla damlatmaktadır ve üyeler bahçeye dağılırlar, herkes kendi grubuyla, arkadaşıyla konuşmaktadır…o sırada Ganjruha ile Fadıl bir odada konuşmaktadır..

GANJRUHA: Gözlerime bak evet çok iyi…

FADIL: Bu tütsü başımı döndürüyor sanki…

GANJRUHA: Evet şimdi elini şu sepete sokup yılanı alıp boynuna dolamanı istiyorum..
Fadıl hiç itiraz etmeden sepetteki zehiri alınmış kobrayı eline alır ve boynuna dolar..adamın gücünün etkisi altına girdiği açıktır…

GANJRUHA: Güzeeell…şimdi söyle…şu uzun altın sarısı saçlı, güzel kız kim?

FADIL: Serap Arda gazeteci..köşe yazarı…ünlü bir feministtir..bir kitabı da var…

GANJRUHA: Peki buraya niye geldi?

FADIL: İntihar eden iş adamlarını araştırmak için…

GANJRUHA: Demek doğruymuş! Peki Fadıl şimdi sana bir görev vereceğim bu silahı al ve bahçeye git, kulağında benim ‘ragdalam jayate’dediğimi duyunca, Serap Arda’yı tam başından vur anladın mı?

FADIL: Anladım Ganjruha..

Ganjruha, elindeki silahı Fadıl’a verir..Fadıl, silahı alır, cebine koyar ve gider…Ganjruha, sekreter kızla konuşmaktadır.

GANJRUHA: Haklıymışsın, salağı hipnotize edince bülbül gibi öttü. Kız ünlü bir gazeteciymiş, asıl adı Serap Arda’ymış, intihar olaylarını araştırıyormuş. Dahası oğlan da milyarder filan değilmiş, ikisi birlikte çalışıyorlarmış.

SEKRETER: Aman Tanrı’m! Hemen tüyelim buradan!

GANJRUHA: Merak etme, iyice konuşturdum. Henüz hiçbir kanıtları yok. Şimdi bu çocuk o sarışın güzeli herkesin içinde vurunca, kargaşa çıkar. Peşimize düşene kadar çoktan uçakta oluruz.

O sırada Serap bahçedeki egzotik, kimisi gerçekten Hindistan’dan gelen çiçek ve ağaçların arasında dolaşmakta ve yavaş sesle elindeki telsizle Mehmet’le konuşmaktadır..

SERAP: Fadıl adamın odasına gitti ne konuştular bilmiyorum…

MEHMET: Telsizini açık bırak Serap..burada herkes hazır…karşı binaya keskin nişancılar yerleştirildi…

SERAP: Sahi mi? Bu içimi rahatlattı a, Fadıl buraya geliyor…

Serap Fadıl’ın halinde bir tuhaflık sezer, Fadıl sanki rüyada gibidir…

SERAP: Fadıl? İyi misin? Neler konuştunuz adamla?...

O sırada Fadıl beyninde ‘ragdalam jayate” sözcüklerini duyar…içerideki odada adam bu kelimeleri söylemektedir ve Fadıl’ın da beynine telepatiyle yankılanmaktadır adeta..

SERAP: Fadıl? Fadıl ? Ne oldu? Niye konuşmuyorsun?

Fadıl cevap vermez, onun yerine bir robot gibi cebinden tabancayı çıkartıp, Serap’a doğru tutar…

SERAP: Aman Tanrı’m seni hipnotize etmiş!Fadıl yapma!..Benim Serap!

KARTAL: 2 numara, adamımızı hipnotize etmişler, ona zarar gelmesin, anlaşıldı mı? Sakın adama bir zarar gelmesin, o da bizden..

2 numara, kulağındaki telsizden ekip başı Kartal’ın talimatını duymuştur…eli dürbünlü tüfeğin tetiğindedir..

2 NUMARA: Anlaşıldı amirim.

Fadıl, elindeki silahı ateşlemek üzereyken 2 numara da tetiğe basar ve Fadıl’ın elindeki silaha ateş eder. Ses, Fadıl’ın kendisine gelmesini sağlamıştır.

FADIL: Ne oluyor? Serap hanım?..

SERAP: Tanrı’m Fadıl…iyi misin?

FADIL: Elimdeki bir ta-tabanca mıydı hayal mi gördüm?

Kartal, Serap’ın tehlikeyi atlattığını söyleyerek Mehmet’i rahatlatır ve Mehmet telsizle Serap’ı uyarır.

MEHMET: İkiniz bahçede bekleyin biz geliyoruz…

SERAP: Tamam..

FADIL: Ne oldu bana?

SERAP: Sonra anlatırım...

Kartal’ın amirliğindeki sivil polisler ve Mehmet ise binaya doğru gelirler…Ganjruha, ortağı ve sekreter kız gelenleri görmüşlerdir, panik içindedirler…

GANJRUHA: Lanet olsun! O salak polislerin burayı gözlediklerini söylememişti! Hiç vaktimiz yok!

KARTAL: Polis! teslim olun!

GANJRUHA: Bizi neyle suçluyorsunuz anlamadım? Zararsız bir barış tarikatıyız sadece..

KARTAL: Öyle mi? Merkezde anlarsınız, götürün bunları…

Polisler, Ganjruha, ortağı ve sekreter kıza kelepçe takarak ekip arabasına götürmek üzere binadan çıkarlar…Serap, Mehmet ve Fadıl tekrar bir araya gelmiştir ki, Serap atılır..

SERAP: Ünlü iş adamı var ya, o ortalarda yok..

MEHMET: Paniğe kapılma, onu izliyoruz..minibüse gelin hadi…

Mehmet, Serap ve Fadıl, tekrar polis minibüsüne binerler...Kartal’da oradadır…

KARTAL: Orada durum nasıl? Tamam biz de geliyoruz, sakın adamı gözden kaybetmeyin hipnotizma altında…

MEHMET: Neler oluyor Kartal?

KARTAL: Sizin mülti milyarder bankadan çıkmış, 500.000 Euro tarikata bağış yapmış ama tabii talimat gereği aslında para transferi yapılmadı ama adam yapıldığını sanıyor. Şu anda takip ediliyor, biz de oraya gidiyoruz..

Mülti milyarder iş adamı, Ganjruha’dan aldığı talimatla yüksek bir bina aramaktadır, gözüyle caddedeki binalara bakar ve bir tanesini gözüne kestirir..ana kapıdan içeri girer ve asansöre yönelir..o sırada polis minibüsü de oraya gelir..Kartal kendi adamlarıyla kapıda buluşur..

KARTAL: Durum ne?

SİVİL POLİS: Şu anda asansöre doğru gidiyor..

SERAP: Aman Tanrı’m intihar edecek!..

MEHMET: Çabuk peşinden gidelim…

SİVİL POLİS: Merak etmeyin amirim yanında bizden biri var…

Serap, Mehmet, Fadıl ve Kartal da asansöre binerler, en üst kata çıkarlar…iş adamı ve yanındaki sivil polis teras katına varmışlardır..sivil polis kulağındaki telsizle Kartal’a durumu haber verir.

SİVİL POLİS: Amirim biz teras kata vardık..hedef birkaç adım önümde...

KARTAL: Tamam asansördeyiz geliyoruz dikkat et kendini her an aşağı atabilir!..
İş adamı kararlı adımlarla terasın pleksiglas korkuluklarına doğru gelirken, sivil polis aniden atılarak onu yakalar, ikisi arasında bir boğuşma başlar…adam oldukça mücadele etmektedir..kulağında Ganjruha’nın sihirli sözcükleri yankılanmaktadır…”ragdalam jayate” onlar boğuşurken Mehmet, Serap, Fadıl ve Kartal da terasa gelirler, iş adamı polisin kasıklarına tekme atar ve koşarak korkuluklara gider, ayağını aşağı atmıştır ki, Mehmet ve Kartal adamı tam zamanında yakalamayı başarırlar ve bir kolundan Mehmet, diğer kolundan Kartal adamı tekrar yukarı çekerler, Fadıl da onlara yardım eder…

KARTAL: Evet arkadaşlar ta başından beri haklıymışsınız bu işin içinde bir iş varmış!..

MEHMET: (gülümseyerek) Sanırım yine Serap hanımın kadınsı sezgileri işe yaradı..

SERAP: eee, ne demişler kadının fendi, erkeği yendi!

FADIL: Hahahaha..valla öyle ama Serap hanım elimde silahla bahçede ne aradığımı söylemediniz?

SERAP: Beni vuracaktın..
FADIL: Ne ! ! ! 

MEHMET: Adam seni de hipnotize etmişti açık olan telsizinden  bir şey daha duyduk ama söyleyince bayılma sakın..

FADIL: Neymiş o merak ettim Mehmet bey ne olur söyleyin..

MEHMET: Hani adamın sepetindeki kobra var ya…

FADIL: Eee?..
MEHMET: Onu alıp boynuna doladın!
FADIL: Neee!...kobrayı boynuma mı doladım! Annecimm!…

Fadıl’ın gözleri kararır ve olduğu yere yığılır, zavallı bayılmıştır, Serap ve Mehmet gülsünler mi, üzülsünler mi şaşırıp kalırken, bir yandan Fadıl’a seslenmektedirler:



SERAP & MEHMET: Fadıl! Fadıl! Hay Allah yaa!  Bayıldı zavallı. Fadıl! Fadıl!:..





NOT:   Arka Sokaklar dizisinde. birkaç kişi bina tepelerinden atlayarak intihar ediyorlardı. Meğer bunlara garip bir uyuşturucu vermişler, önce mallarını mülklerini alarak!  Tesadüf mü bu? :(Ben bu bölümü yazdığımda,  daha Arka Sokaklar diye bir dizi bile yoktu. :((  



4 yorum:

  1. Evveet güzeldi valla,; ellerine dağarciğina sağlık,bana da benzer bir hikayeyi hatırlattı,ama inan Müjde'cim tarzını artık biliyorumya bu ifadeler sana özgü ve yalın,benzer hikayeler olsa bile seninkinin tadı başka doğal-sade bir dil kullanıyorsun insanı yormuyorsun şu an uykusuzuktan ölüyorum ama okudum ve keyf aldım,İyi geceler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmene sevindim Merih'ciğim. Herkesin yazım tarzı, konuşma tarzı gerçekten dediğin gibi kendine özgü oluyor, hani aynı yemeği sen başka yaparsın, ben başka. Benim tarzımı beğenmene ve bu geç saatte uykusuz kalma pahasına okumana çok sevindim çok teşekkürler canım, sağol, iyi geceler. :)

      Sil
  2. Nasıl bir hayalgücü :)
    Gerçekten hayran kaldım, özellikle detaylar çok belirli oldu sevmem de :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler Emre'ciğim. Sağol. :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...