25 Nisan 2016 Pazartesi

BULUNMAZ İKİLİ - GİLDA


 Siyah saçlı, kara gözlü kadının gözleri delice ve kıskanç bakışlarla parıldıyordu, masasının üzerindeki laptopta bir yandan eski sınıf arkadaşı olan kızla Gilda lakabıyla sohbet ederken, bir yandan da duvardaki panoya topluiğnelerle iliştirdiği sarışın kadın resimlerine bakıyordu, Marilyn Monroe ve Sharon Stone’un da resimleri vardı…sohbeti bitirdi ve laptopun kapağını kapattı..sonra masanın üzerindeki çerçevedeki resme baktı…eski eşi ile mutlu günlerinde çektirdiği bir resimdi bu…ama bu mutluluk çok gerilerde kalmıştı…gözünün önüne eski eşini o sarışın kızla yakaladığı anı getirdi…eşi nasıl da mutluydu! Sonra da karısının tüm yalvarmalarına rağmen boşanmış ve o sarışınla evlenmişti..tüm bunlar film şeridi gibi gözünün önüne gelmişti…işte o günden beri sarışınlardan nefret etmeye başlamıştı ama bu delicenin de ötesinde ölümcül bir kıskançlık, ölümcül bir nefretti..yeryüzündeki tüm sarışınları yok etse bile durmayacaktı…sonra yine panodaki başka bir kadına baktı...bu seferki sarışın değil bir zamanların kızıl saçlı ilahesi denilen Rita Hayworth’un resmiydi…Gilda filmindeki resmiydi…uzun siyah gece elbisesi ve uzun siyah eldivenleri…resmi panodan indirdi ve göğsüne bastırdı…



gilda film ile ilgili görsel sonucu




GİLDA: Seni seviyorum Gilda…sen hepsinden güzelsin…ben de tıpkı sana benziyorum..tek farkla saçlarım kızıl değil, siyah…ben o sarışından daha güzelim…ben senin ruhunum Gilda hissediyorum bunu ikimizi de nefret ediyoruz sarışınlardan değil mi?..

 Perşembe akşamı polis departmanında bir polisle amiri, ikinci sarışın kadın cinayetini konuşuyordu..

AMİR: İki cinayeti de aynı kişinin yaptığını sanıyorum..

POLİS: Evet…iki kadın da doğal sarışın ve renkli gözlü..beyaz tenli…ikisi de aynı silahla vurulmuş…kovanlar bunu gösteriyor..ikisinin de yanında bırakılan kağıtta aynı İngilizce yazı yazılıydı “put the blame on mame”..

AMİR: Ben çok iyi İngilizce bilmem…araştırdık çok eski ama ünlü bir film şarkısıymış…psikologlara havale ettik acaba ne demek istiyor diye..bunları sakın gazetecilerle paylaşmayın..katili yakalamamız için hiçbir şeyden şüphelenmemeli..davul zurnaya gerek yok..bunlar özel bilgiler..

POLİS: Hangi filmmiş amirim?

AMİR: Gilda diye bir film..oynayan çoktan rahmetli olmuş biri Rita Hayworth..

POLİS: Kadınlar arasında sarışınlıkları hariç bir ilişki var mı?

AMİR: Şimdilik yok araştırıyoruz ama katili tanıdıklarından eminiz...ooo Mehmet merhaba!

Polisler aralarında konuşurken Mehmet odaya girmiştir..

AMİR: Ünlü oldun diye artık bizi aramaz oldu diyordum..

MEHMET: Hahahaha..aşkolsun Onur ya…

AMİR: Ee…seni buraya hangi rüzgar attı? Yoksa yeni bir polisiye olayla mı ilgili?

MEHMET: Evet şu sarışın kadın cinayetleri çok ilgimi çekti…köşemde yer vermeyi düşünüyorum..

AMİR: Tam zamanında geldin biz de onu konuşuyorduk…gel hem çay içelim, hem de sana bildiklerimi anlatayım ama hepsini köşende yazmaman şartıyla tabii..

Aynı saatlerde Serap’ın yeni açılan bir kitapevinde yine imza günü vardır…kitapçı tıklım tıklım doludur..Serap bayağı yorulmuştur ama mutludur da…o sırada yanına siyah saçlı, kara gözlü genç bir kadın yaklaşır, elindeki kitabı Serap’a uzatır..

DENİZ: Serap hanım benim için de imzalar mısınız?

Serap başını kaldırınca şaşırır ve ayağa kalkar
SERAP: Aaa…Deniz’ciğim sen ha! Bu ne hoş sürpriz!..

İki kadın kucaklaşıp, öpüşürler…

DENİZ: Okuldayken bir gün ünlü bir yazar olacağını biliyordum…tebrik ediyorum tekrar..şey, kuyrukta bekleyen çok hayranın var, fazla zamanını almayayım..akşam msn’de konuşuruz yine bir gün mutlaka buluşalım..

SERAP: Tamam canım konuşuruz

Serap kitabın ilk sayfasını imzalar ve Deniz’e verir, tekrar öpüşürler ve Deniz gider…Serap sırada bekleyen diğer okurların kitaplarını imzalamaya başlamıştır…’Gilda’ lakabıyla Serap’la msn’de konuşan Deniz içinden konuşur..

DENİZ: (içinden)Ne kadar güzelsin! Sen de o sarışınlardansın değil mi! Erkeklerin başını döndüren!Seni de diğerlerinin yanına göndereceğim..

Deniz, kitapçıdan çıkar, kapının önünde saatine bakarak birini beklemeye başlar..az sonra beklediği gelir..bu Serap gibi gerçek sarışın bir kızdır, gözleri yeşil değil mavidir...iki kız içtenlikle öpüşürler

GÜL: Merhaba canım bekletmedim ya?

DENİZ: Hayır canım tam vaktinde geldin…ben de o arada Serap Arda’ya kitap imzalattım bak..

GÜL: Aa..iyi düşünmüşsün…ben de imzalatsam keşke ama filmi kaçırırız…

DENİZ: Sorma baksana sıraya! Millet birbirini eziyor..hadi gel, Karayip Korsanları’nı kaçırmayalım…

Mehmet ise aynı saatlerde polis departmanındaki psikolog kadınla konuşmaktadır..

PSİKOLOG: Büyük ihtimalle kadınlardan özellikle sarışın olanlarından nefret eden biri..

MEHMET: Belki sarışın bir karısı vardı ve aldattı adamı…

PSİKOLOG: Henüz erkek mi, kadın mı olduğunu polis bilmiyor…

MEHMET: Bir kadın olabilir mi sizce?

PSİKOLOG: Sanmıyorum

MEHMET: Bu tür cinayetleri genellikle ilkel güdülere sahip erkekler işler diye biliyorum

PSİKOLOG: Bence de bir erkek ama tabii %100 bilemeyiz…susturuculu silah kullanıyor pek kadınların yapacağı bir şey değil ancak susturuculu bir silahı varsa…ne bileyim babasından kalabilir veya eşinden..

MEHMET: Peki bu şarkı sözünü çözebildiniz mi?

PSİKOLOG: Onun için özel bir anlamı var mutlaka ama bunun ne olduğunu bilmek için müneccim olmak lazım…

MEHMET: Filmi izlediniz mi?

PSİKOLOG: Evet zaten sevdiğim bir filmdir olaydan sonra birkaç kez tekrar izledim ama bu muamma şu anda..

Karayip Korsanları filminde salon tıklım tıklım doludur..Gül ve Deniz, yan yana oturmuş bir yandan filme bakıyor, bir yandan da patlamış mısır yiyorlardır...Deniz, yavaşça çantasını açar…karanlıkta kimse onu fark etmemiştir bile..elindeki kalın yün hırka susturuculu silahı kapatmaktadır…zaten en gürültülü sahneler oynandığından Dolby stereo hoparlörler sayesinde kimse kadının silahı ateşlediğini duymaz bile…karanlık salonda Gül’ün başı önüne düşer..Deniz, etrafına bakar kimse bir şey fark etmemiştir herkes beyaz perdeye bakmaktadır…kız koltukta sanki filmden sıkılmış da uyumuş gibidir..elindeki patlamış mısır kutusu kucağındadır..Deniz, yavaşça yerinden kalkar ve gider…akıllı davranıp tam koridor yanına oturmuştur ve kalkarken kimse rahatsız olmamıştır…

Ertesi gün gazeteler seri katilin üçüncü sarışın kadın cinayetiyle çalkalanırken, Serap, Fadıl ve Asuman gazetede neşeli neşeli sohbet etmektedirler..o sırada Serap’ın msn’sine ‘Gilda’ gelir…

SERAP: Aa..Gilda’cım gelmiş çocuklar az bana müsaade edin..

FADIL: Gilda mı?

ASUMAN: Annemin en sevdiği film…onun zamanında çok ünlüymüş

FADIL: Rita Hayworth!..kızıl saçlı ilahe…benim de babam hayranıdır hatta annemi kıskandırır hehehe..

ASUMAN: A, baban da çok hınzırmış!hihihi..

FADIL: Acayip esprilidir görme Asu'cuğum ama ikisinin atışmalarına bayılırım..neyse ya ben çıkayım hadi feminist kardeşliği takımı:..

ASUMAN: Hahahah ilahi Fadıl abi

SERAP: Görüşürüz Fadıl…

ASUMAN: İyi akşamlar…

Serap, arkadaşıyla msn sohbetine devam etmektedir…

GİLDA: Serap’cığım sana söylemek istediğim bir şey var..

SERAP: İyi bir dinleyiciyimdir

GİLDA: Ama yüzyüze olmamız lazım..

SERAP: Tamam buluşalım bir gün..

GİLDA: Şeyy canım bu akşam olabilir mi? Çok acil…inan çok acı çekiyorum eski eşimle ilgili…

SERAP: Tamam bir işim yok zaten..nerede buluşalım?

GİLDA: Hani okuldayken gittiğimiz bir cafe vardı…yanında park olan..

SERAP: Tamam kaçta?

GİLDA: Saat şu anda 7…7.30 iyi mi?

SERAP: Tamam canım buluşuruz..

GİLDA: Çok sağol nasıl teşekkür edeceğim bilmiyorum…

SERAP: Canım ne demek biz arkadaşız…

Fadıl koridorda ilerlerken, Mehmet’e rastlar…

MEHMET: Çıkıyor musun Fadıl? Erken değil mi?

FADIL: Erken de işimi çabuk bitirdim..siz nereye?

MEHMET: Ben de yazımı yazdım ama aklım şu son sarışın kadın cinayetlerinde, bizim bara gidip iki tek atıp, düşünmeye devam edecektim sen de gelsene Fadıl, beyin fırtınası yapalım biraz…hem belki güzel bir kızla tanışırsın..

FADIL: Ah, nerede bende o şans?

MEHMET: Hahahaha Fadıl üzülme sen altın kalpli  birisin eminim bir gün hayatının kızı karşına çıkacak ve ben de seve seve sağdıcın olacağım..
 Az sonra Fadıl ve Mehmet, barda içkilerini yudumlarken, olayı konuşmaktadırlar..

FADIL: Bence bu kıskanç ve manyak bir adam!..

MEHMET: Bence de bu arada ilginç bir şey var ama bu aramızda kalsın, polis gizli tutuyor..

FADIL: Neymiş o ?

MEHMET: Katil Rita Hayworth hayranı biri olabilir…

FADIL: A, neden?

MEHMET: Ölen üç sarışın kadının da yanında ‘put the blame on Mame’ yazılı bir kağıt bırakıyor…genç olduğun için belki bilmezsin ama

FADIL: Yo, yo gencim ama babam çok sever Rita Hayworth’u…bu şarkıyı da hatırlıyorum güzel şarkıdır bir ara televizyona gelmişti durun bakayım…

MEHMET: Gilda filminin ünlü şarkısı..

FADIL: Evet Gilda..

Sonra birden Fadıl’ın yüzünün rengi değişir…
FADIL: Aman Tanrı’m! Gilda mı?..

MEHMET: Ne oldu Fadıl?

FADIL: Mehmet bey bizim Serap hanım var ya…msn’de ‘Gilda’ lakaplı biriyle konuşuyordu…

MEHMET: Ne ! ! !

FADIL: Yemin ediyorum!..Asuman'la duyduk…

MEHMET: Bir dakika paniğe kapılmayalım bu çok ünlü bir isim ve pek çok kişi lakap olarak alabilir…

FADIL: Ama Serap hanım da doğal bir sarışın..katil hep doğal sarışınları öldürüyor demiştiniz…

MEHMET: Serap’ın cebini biliyorsundur sen…bir arasana içimiz rahat etsin..

FADIL: Tamam…

Fadıl, Serap’ın cep telefonunu arar..

FADIL: Serap hanım iyi akşamlar……ne? yolda mısınız? Şeyy…hay Allah..ne? Alo Alo Alo?

MEHMET: Ne oldu!

FADIL: Yolda olduğu için kapattı…”arkadaşım Gilda’yla buluşacağım” dedi…

MEHMET: Aman Tanrı’m! Serap eve giderken laptopunu yanında götürüyor mu, odasında mı bırakıyor?

FADIL: Bildiğim kadarıyla bazen bırakıyor, bazen götürüyor…

MEHMET: Koş doğru gazeteye!...

 Mehmet ve Fadıl, doğruca medya kuruluşuna ve Serap’ın odasına giderler Asuman hala oradadır, staj dosyası için çalışmaktadır..

MEHMET: Asu'cuğum Serap’ın msn kayıtlarına bakmamız lazım katil konuştuğu kişi olabilir!

ASUMAN: Ne! Aman Allah’ım!..

FADIL: Şansımız var bilgisayarı açık…

ASUMAN: Serap abla ben kullanırım diye açık bıraktı…durun hemen girelim msn’ye…

Mehmet ve Fadıl masanın yanında, Asu'nun msn’yi açmasını sabırsızca beklemektedirler..Asu msn’yi açar..geçmiş konuşmaları bulur...

ASUMAN: İşte söylediğiniz kişi Gilda…

MEHMET: Cafe21’ de buluşacaklarmış…

ASUMAN: Gerçekten bu o katil mi Mehmet bey?

MEHMET: Bilmiyorum inşallah değildir ama tedbirden zarar gelmez…hadi gidelim Fadıl..

ASUMAN: Ben de geliyorum! Serap ablamı yalnız bırakmam.

MEHMET: Tamam gel…

Mehmet, Fadıl ve Asuman son sürat Mehmet’in arabasına binip cafe21’e doğru yola çıkarlar..bir yandan da hararetle konuşmaktadırlar, acaba Gilda denen kadın o katil midir başkası mıdır! Mehmet’lerin arabası kafe21’in önüne yanaştığında Deniz, içerisinin çok kalabalık olması ve temiz hava alma bahanesiyle kafenin arka bahçesine çıkmışlardır..burası serin olduğundan kimse yoktur…ay ışığında Serap ve Deniz ayakta konuşmaktadırlar…

SERAP: Evet canım kocanı ayartan kızı anlatıyordun sonra ne oldu?

GİLDA: O da senin gibiydi..

SERAP: (şaşırır)Benim gibi mi? Ne demek istiyorsun?

GİLDA: Çok güzeldi, sarışın, mavi gözlü…

SERAP: Canım ne var bunda? Aşk olsun…

GİLDA: Hepinizden nefret ediyorum..Gilda ile oyun oynanmayacağını öğreneceksiniz!
Kadın çantasından susturuculu tabancasını çıkartır, Serap afallar, güzel kız gözlerine inanamamaktadır…

SERAP: Denizcim ne yapıyorsun! Delirdin mi? Şaka yaptığını söyle lütfen…biz arkadaşız..

GİLDA: Sarışınlardan arkadaş olmazmış…kocamı ayartarken düşünecektin!

SERAP: O ben değilim! Deli misin! Bak imdat diye bağıracağım! Bırak şu silahı..

GİLDA: Kafedekiler müzik sesinden seni duymazlar…bağır istediğin kadar

O sırada Mehmet ve arkadaşları garsonun iki kadının arka bahçeye çıktığını öğrenmişlerdir..kapıyı açıp, bahçeye çıkarlar ve karanlıkta Serap ve elinde silah olan kadını görürler..

ASUMAN: Aman Tanrı’m!

MEHMET: (bağırarak) Gilda silahı at elinden! Oyun bitti!..

GİLDA: Hayır atmıyorum!

FADIL: Ömür boyu hapiste geçireceksin!

ASUMAN: Bana bak manyak kadın at o silahı elinden çabuk, biz 3 kişiyiz kaçamazsın!..

GİLDA: Hayır! Hayır! Hapislere girmeyeceğim!

MEHMET: Üç kadını öldürdün ömrünün sonuna kadar hapiste çürüyeceksin!

SERAP: Aman tanrı’m! Sen mi yaptın!

O sırada Gilda ani bir hareketle elindeki tabancayı kendisine çevirir ve kafasına dayar, Serap kadına doğru atılır..

SERAP: Yapma Deniz!

Ama Serap yetişemez, kadın silahı ateşlemiştir..kafası kanlar içinde yere yığılır..Serap çok üzgündür! Kadının yanına çömelir..

SERAP: Deniz! Canım! Tanrı’m! Neden!..

MEHMET: Arkadaşın mıydı gerçekten?

SERAP: (gözlerinde yaşlarla) Evet ama bu derece bunalımda olduğunu bilmiyordum…

ASUMAN: Serap abla çok şükür kurtuldun!..üzülme kendini vurmasa seni öldürecekti!..

SERAP: Beni kocasını elinden alan kız sandı…sanırım hallüsinasyon görüyordu..

FADIL: Ben ambulans çağırayım, polisi de arayayım….

ASUMAN: Kıskançlık ve bunalım bir araya gelince çok tehlikeli sonuçlar doğurabiliyor…

SERAP: İnanamıyorum babası polisti..sanırım bu silah babasının olmalı…
Mehmet ve Asuman çok üzgün olan Serap’ı kadının başının ucundan kaldırırlar..bir koluna Asuman, bir koluna Mehmet girmiştir..

MEHMET: Tamam onun için yapabileceğin bir şey yok…hadi içeri girelim...

ASUMAN: Hadi Serap ablacım..gidelim buradan...


10 yorum:

  1. Bulunmaz İkili 'Gilda' yı, tıpkı beyaz perdeden izliyormuşçasına ilgi ile ve heyecanla bir çırpıda okuyuverdim. Ah, Rita Hayworth’a hayran olmayan ve o filmle birlikte meşhur olan "put the blame on mame boy..”müziği bilmeyen yoktur sanırım.

    Emeklerinize ve kaleminize sağlık Müge Hanım..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sevindim Esin hanım, ne unutulmaz sahneydi değil mi? Siyah eldivenlerini çıkartışı filan:))eskiden Sezen Cumhur Önal programında sıksık izlerdim. Sizin de okuyan gözlerinize sağlık, çok teşekkürler.

      Sil
  2. Gilda'yı yeni duydum ve gerçekten merakımı cezbetti.
    Fakat asıl heyecan aralarında k ilişki olacak sanırım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Genç olduğun için doğal duymaman Emre'ciğim, çok eskilerden bir filmdir. Benim bile değil ta rahmetli annemin zamanının ünlü yıldızlarıydılar:)) Hollywood'un altın çağı denen çağlardı. Şimdiki Hollywood onların yanında çok sönük kalıyor.

      Sil
  3. Amanın,Allah'tan doğal sarışın değilim kız.Müjdeciğim,ne zamandır gelip okuyamadım yazılarını,döktürüyorsun gene.Havalardan dolayı boyun fıtığım azdı,uzun yazıları okurken baş dönmesi yapıyor,yoksa yazdıklarını merakla beklediğimi biliyorsun.Şimdi yavaş yavaş okuyacağım.Allah nasip etsin de bu seri dizi olsun inşallah.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aa! Söylemesen dünyada inanmazdım, gözlerin yeşil, tenin beyaz, Karadenizlisin de nasıl ya? Sana siyah saç yakışmıyor bile bak şaşırdım şimdi. Bizim baba tarafında çoğu kirpiklere kadar sarı:))ama o da hoş olmuyor insanın kirpiği sarı olmamalı:(

      Çok geçmiş olsun Sevda'cığım var ya belki 10 yıl oldu bana da doktor sende boyun fıtığı başlangıcı var demişti, ne yapıyorum hiç:( anacım doktorsun anlarsın doktorların en sevmediği hasta tipiyim ben:))

      Amin canım inşallah öyle olur hasta hasta üç yorum yapmışsın üşenmemişsin çok teşekkürler canım.

      Sil
  4. Açık kumralım ben ama beyazlar çok ya,mecbur röfleliyim.Batum göçmeni atalarımız,herkes kumral ve renkli gözlü.Rus genleri var.Yıllarca koyu renge boyadım,aptal sarışın gibi görünmemek için.Bir de eşim koyu seviyor diye :))Kız sana yorum yapmaya üşenirmiyim hiç,inşallah dizilerini de izleriz 😍

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazık etmişsin güzelim saçlarını koyu renge boyayıp (çünkü tekrar açması da zor olmuştur:( neyse ama zararın neresinden dönülse kardır şimdi harikasın:))Rus ırkı fiziksel olarak çok güzel sen de işte ispatısın. Bir onların, bir de İskandinavların ırkını Allah özene bezene yaratmış:) neyse şimdi esmerler de alınmasın:)))sağol canım amin..

      Sil
  5. Çok güzeldi badana yorgunluğumun üstüne iyi geldi tebrikler. tekrar ediyorum dularımın içinde sende varsın,hakkettiğin güzelliklere kavuşusun inşallah. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merih'ciğim hem cesaret veren yorumun için, hem duaların için çok sağol canım, bana dua eden tüm arkadaşlarımın Allah da tüm dualarını kabul etsin güzel bir şey olacaksa, HEP BERABER - sen ve diğer arkadaşlarımla olsun:) tek bana olmasın)Sevgilerimle.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...