25 Nisan 2016 Pazartesi

BULUNMAZ İKİLİ - NÜKLEER AŞK:)



Serap'ın annesi Hadiye hanım, kızı, çok ünlü biri olduğundan beri, ev işlerini kendisi yapmıyordu, hayatında ilk olarak evde sürekli çalışan bir yardımcı kadını olmuştu, kızına dua ediyordu yaşlanmaya başladığı şu günlerinde rahat etmişti..artık sabah kalkınca, Serap işteyken ne yapsam, ne pişirsem, markete de gidilecek, balkon da süpürülecek diye düşünmüyordu...yardımcı işleri bitirmiş, yemek ve sıcak poğaça yapmıştı ki, kapı çaldı. Hadiye hanım göz deliğinden baktı, tanımadığı bir hanım ve beydi gelen, kapıyı açtı.

HADİYE: Buyrun?..

RECEP: İyi günler hanımefendi, biz Mehmet Foçalı'nın annesiyle, babasıyız, müsaitseniz teşekkür etmek için uğramıştık..kusura bakmayın habersiz geldik ama..
HADİYE: A, öyle mii! ? Estağfurullah kusur ne demek...buyrun, buyrun..hoşgeldiniz
MÜJGAN: Hoşbulduk ben Müjgan efendim..
HADİYE: Memnun oldum, ben de Hadiye..
RECEP: Bendeniz de Recep efendim..mütehassıs oldum..

Hadiye bu sürprize çok şaşırır, Mehmet'in annesi ve babası ellerinde bir buket çiçekle niye gelmişlerdir ki...onları salona alan kadıncağızın şaşırdığı bir şey daha olmuştur...Mehmet'in köşesinde eskiden kızı için yazdıklarını hatırladıkça onun da, ailesinin de çok tuhaf, gıcık insanlar olduğunu düşünen kadın, Müjgan ve kocasının sevimli, nazik, hallerine çok şaşırmıştı..hani bazı insanlara daha ilk görüşte ısınırsınız, kanınınız kaynar ya, aynen öyle hissediyordu...

O sırada Fadıl ise bir konferansta simültane tercümanlık yapmış tekrar gazeteye gidiyordu ki, arabasının arkasından güm diye bir ses geldi, sarsıldı, kemer takmasaydı az kalsın kafasını cama vuracaktı, sinirle arkasını döndü, siyah, kocaman bir cipdi bu..Fadıl, sinirle kemeri çözdü, arabadan indi ve cipin yanına gitti..

FADIL: Ya arkadaş ehliyetini pazardan mı aldın?  

Ama cipin şoförü de indi, adamın boyu neredeyse 2 metreydi, çiroz Fadıl'ın aksine filmlerdeki ayı boğan tipler gibi kaslı bir vücudu vardı, hiç gülmeyen asık suratıyla Fadıl'ın önünde dikildi, istese zavallı Fadıl'ı oracıkta öldürebileceği açıktı..

FADIL: Şeeyy....eh, neyse canım olur böyle kazalar...bi zarar vermedim umarım cipinize..
Cipte hiçbir şey yoktu ama Fadıl'ın tamponu yamulmuş, bir lambası da kırılmıştı, cam kırıkları yere saçılmıştı...Fadıl nedense  o sırada arabanın içine göz atası geldi, yine asık suratlı başka bir adamla gözgöze geldi...

ŞOFÖR: Yaylan hadi..

FADIL: Ta...tabi  tabi..gidiyordum...zaten...hehe..
Fadıl giderken çaktırmadan arabanın plakasını aklına yazmayı ihmal etmedi, güçlü, kuvvetli bir tip değildi ama Allah ona iyi bir hafıza vermişti...kendi arabasına biner binmez cip yanından hızla geçip gitti..o da numarayı hemen bir kağıda not etti..
FADIL: Kabadayılıkla kurtulacağınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz beyler, tampon ve lambamın masraflarını sizden yasal yollarla almasını bilirim ben hehehehe...vay canına ya..izbandut gibi adama çattık..iyi mi?..


Serap' ların evindeyse sohbet koyulaşmıştı...

MÜJGAN: Velhasıl hanımefendiciğim size teşekküre gelmek istedik, habersiz oldu ama...

HADİYE: Rica ederim, rica ederim...sizin oğlunuz da kaç kere benim kızımın ve Fadıl'ın hayatını kurtardı...Serap hepsini bana anlatır...

RECEP: Efendim  aslında sadece teşekkür değil size özür de borçluyuz...

HADİYE: ?

MÜJGAN: Ah benim oğlumun sizin güzel kızınızla ilgili eski yazdıklarını hatırladıkça çok mahcup oluyoruz ne olur affedin..

HADİYE: Hahaha, merak etmeyin Müjgan hanımcığım, benim kız da sizin oğlunuza az şeyler dememiştir biliyorsunuz Serap da Mehmet beyi  'kadın düşmanı maço' ilan etmişti zamanında... ikisi de kendi köşelerinde birbirlerine az şeyler yazmadılar..

MÜJGAN:  Ah bu ikisi yok mu..ama sonradan kızınızı görünce vallahi şaşkınlıktan küçük dilimizi yuttuk Allah bağışlasın ismi gibi Serap gibi bir kız...

HADİYE: İsmini rahmetli beyim koymuştu...doğduğu gün görünce bu ne yaa, zümrüt yeşili gözlü bir bebek..altın sarısı saçlar...serap gibi demişti...ben de kızımızın ismini buldun, Serap olsun demiştim..

MÜJGAN: Maşallah Allah nazarlardan saklasın

HADİYE: Amin efendim sizin oğlunuzu da...gazetelerde tv'de görüyorum maşallah oğlunuz da pek yakışıklı..

RECEP: Müjgan hanım, ben lafı dolaştımayı sevmem bir şey söyleyeyim mi? Benim oğlum kızınıza sırılsıklam aşık!:

HADİYE: NE !


-----

O sırada Fadıl gazeteye gelince doğrucu Serap'ın odasına gitti, Serap ve Asuman televizyonda haberlere bakıyorlardı...

FADIL: Merhaba kızlar..

SERAP: Şştt...Fadıl çok ilginç bir haber var...

Ekranda nükleer füze başlıklarının çalınmasından söz ediliyordu...çalınan başlıkların terörist ülkelere satılmasından herkes korkuyordu...bu olayı planlayanların başında olan kişinin görüntüsü ekrana geldi...
FADIL: Aaaa....ben bu yüzü bir yerden tanıyorum!..

SERAP: Deme ya!

ASUMAN: Olamaz Fadil abi!..

FADIL: Tabii yaa...bu sabah arabama arkadan toslayan jipin içindeki bu adamdı!...

SERAP: Ne!...

FADIL: Durun da anlatayım kızlar...



-----



Fadıl, Serap ve Asuman'a yolda başına gelenleri ve arabanın plakasını nasıl aldığı anlatırken, Serap annesiyle, Mehmet'in anne ve babası sıcak poğaça ve çay yerken, tatlı bir sohbete dalmışlardır. Her iki kadın da içinden 'inşallah dünür oluruz' diye geçirmektedir, birbirlerine o kadar ısınmışlardır. Bu arada, Hadiye hanımın eşini kaybettiğini öğrenmiş, üzülmüşlerdir, tam bir beyefendi olan Recep bey de, iki hanımı başbaşa sohbet etmesi için bırakmanın daha münasip olacağını düşünür ve gider ve kadınlar başbaşa kalınca daha dobra konuşmaya başlarlar...

MÜJGAN: Valla Hadiye hanımcığım, eğer bir gün evimize gelin gelirse Serap hanımın olmasını bütün kalbimle diliyoruz..babası da, ben de...hatta inanmayacaksınız torunum bile gazetede resmini görüp, hayran kaldı!...

HADİYE: Sahi mi? İltifat ediyorsunuz...

MÜJGAN: İltifat değil Müjgan hanımcığım, gerçek hislerimiz inanın...

HADİYE: Doğrusu ikisi de birbirlerine çok yakışıyorlar, böyle bir düşmanlıktan sonra aynı gazetede çalışacakları zaman ben endişelenmiştim önce ama şimdi kızım da şikayet etmiyor..

MÜJGAN:  Mehmet'e dikkat ediyorum kızınızdan bahsederken gözleri parlıyor. Bomba bir aşk bu, nükleer bomba hem de. :)))))

HADİYE: Ne yapsak da başgöz etsek bu ikisini? Ama ikisi de çok inatçı biraz işimiz zor olacak!..

MÜJGAN: Bakın şuraya yazıyorum..bizim hiçbir şey yapmamıza gerek yok, sonunda birbirleri için yaratıldıklarını anlayacaklar!..
HADİYE: Öyle mi dersiniz? Hadi bakalım...

MÜJGAN: Eminim su akar yolunu bulur, bu ikisi birbirleri için yaratılmışlar. :))



-----



Gazetede ise Serap kimsenin onları duymaması için camlı kapıyı kapatmıştır, Fadıl hikayesini bitirmiştir..

FADIL: İşte böyle kızlar..

ASUMAN: Fadıl abi, aynı adam olduğuna emin misin?

SERAP: Evet ya benzerlikse sadece...

FADIL: Eminim benim yüz hafızam çok kuvvetlidir...

SERAP: Hmm...ne yapsak ki?...eğer nükleer başlıklar onlardaysa!..

ASUMAN: Polisi arıyalım mı?..

SERAP: Hayır bir kere emin değiliz..ikincisi nükleer başlıkları buraya getirebilmişlerse, poliste de adamları olabilir..

FADIL: Bence Mehmet Foçalı'ya haber verelim...

SERAP: Sanırım haklısın Fadıl...ara bakalım..

FADIL: Cevap vermiyor..hay aksilik....

SERAP: O bizi arayana kadar boş durmayalım bence..plaka numarasını bizim Filiz'e vereyim hemen adreslerini bulur, uzaktan da olsa bir bakarız..şüpheli bir durum var mı belli ederler..hadi gel...Asu'cuğum burası sana emanet..

ASUMAN: Tamam Serap abla, iyi şanslar...kolay gelsin..

Serap, bir yandan yürürken bir yandan da cep telefonuyla Filiz'e plaka no'sunu vermiştir, gazeteden çıkıp, park yerine giderlerken, Filiz, kızı arar, adresi bulmuştur, Serap adresi not eder ve yola çıkarlar...adres Poyraz köydür...

SERAP: Yine uzaklara gideceğiz...Poyraz Köy..vaktiyle okulla pikniğe gitmiştik..

FADIL: İster misiniz yanılayım?
SERAP: Valla Fadıl o kadar yolu boşuna gidersek elimden çekeceğin var

FADIL: Mehmet beyin telefonu hala cevap vermiyor...
SERAP: Sosyetik hayranlarından biriyle barda içkisini yudumluyordur..

FADIL: Şeyy..günahını almayalım eskiden çapkın diye adı çıkmıştı ama son zamanlarda nedense hiç öyle haberleri çıkmıyor..

Fadıl ve Serap, konuşa konuşa Poyraz Köye gelmişlerdir...adresi aramaya başlamadan Fadıl sabah ona çarpan jipi tanır..
FADIL: İşte o jip!..

Serap ve Fadıl arabayı durdurup bakarlar, jipin arkasında iki araba daha vardır, konvoy halinde sahile inmektedirler...

SERAP: Sahile iniyorlar..bak orada da bir tekne hazır bekliyor...acaba nükleer başlıklar o teknede olabilir mi?
FADIL: Aman Tanrı'm!...

SERAP: Ne oldu?
FADIL: Ateş ediyorlar!

SERAP: A!...
Serap ve Fadıl'ın uzaktan izlemekte olduğu adamlara nereden çıktığı belli olmayan başka birkaç arabadan ateş açılmıştır. Adamlar da onlara karşılık vermekte gecikmezler, tekneden de eli otomatik silahlı adamlar arkadaşlarına yardıma koşarlar...
SERAP: Yaşasın, polis olmalı..demek haberleri varmış..
FADIL: Ama polis arabası değil..

SERAP: Ah, Fadıl, tabii değil, polis olduklarını belli etmek istememişlerdir, davul zurnayla mı gelsinlerdi?..baksana teknede kimse kalmadı...tam zamanı!

FADIL: NE !

SERAP: Onların işini nasılsa polisler bitirir, biz bu arada kimse görmeden tekneye girelim..nükleer başlık varsa resmini çeken ilk gazeteciler biz oluruz!..Haydi Fadıl

FADIL: Ama Mehmet'in gelmesini bekleseydik...

SERAP: O gelene kadar olay biter bile...koş hadi onlar şimdi kendi dertlerinde arkadan dolanalım, hadi!...

Bu sırada Mehmet, gazetedeki odasında bir yandan cep telefonunu nerede unuttuğunu düşünürken, bir yandan da ziyaretine gelmiş olan Çiğdem'le konuşmaktadır..

ÇİĞDEM: Hayatım belki yemek yerken masada bırakmışsındır..

MEHMET: Sordum orada değilmiş..

O sırada bir genç elinde cep telefonuyla onların yanına gelir..

GENÇ: Mehmet abi, cep telefonunu canlı yayın odasında bırakmışsın..

MEHMET: Hah, sağol ya..ben de nerede unuttum diyordum...

ÇİĞDEM: A, işte bak gördün mü ben sana uğurlu geldim..

Mehmet için ya sabır çekerek, arayan numara var mı diye bakar ve Fadıl'ın numarasını görüp, hemen tuşlar.. Mehmet arayana kadar Serap ve Fadıl büyük balıkçı teknesine benzeyen tekneye girmişlerdir ama polis sandıkları grup polis değildir ve nükleer başlığın peşinde olan başka bir gruptur...Serap ve Fadıl bunu anlayınca iş işten geçer güvertedeki cankurtaran filikasının içine gizlenirler, üzerlerinde de branda vardır...tekne büyük bir gürültüyle hareket etmeye başlamıştır..o sırada Fadıl'ın telefonu çalar..

FADIL: Mehmet bey arıyor!..

SERAP: Motor gürültüsünden seslerimiz duyulmaz ama yine de yavaş konuş..

Fadıl, Mehmet'e kısaca olanları anlatır...

FADIL: Nereye mi gidiyoruz? Bilmiyorum ama sanırım Karadeniz'e çıkacaklar..alo? alo?hay Allah kapattı..
SERAP: Bu kadar saattir niye aramamış!

FADIL: Cep telefonunu başka yerde bırakmış onu arıyormuş...yeni bulmuş..

SERAP: Yani tam zamanı!...

Mehmet telefonu kapatmış ve ayağa fırlamıştır. Çiğdem yüzünde şaşkın bir ifadeyle ona bakar:

ÇİĞDEM: Ne oldu hayatım? Bir sorun mu var? Şapşal Fadıl niye aramış?

MEHMET: O şapşal dediğin çocuk tam 7 dil biliyor! Benim hemen gitmem lazım arkadaşlarımın başı dertte!..

ÇİĞDEM: Kaç dil bildiği umurumda değil! Hem Fadıl'dan başka kimin yardımına koşuyorsun? Yoksa yine o ünlü feminist hanımefendi mi?

MEHMET: İyi tahmin ettin evet o! Hoşçakal!...

Mehmet böyle diyerek hızla gözden kaybolur...Çiğdem, çok bozulmuştur...kendi kendine söylenir..

ÇİĞDEM: Alacağı olsun o kızın! Ama ben bu işe el koyacağım artık! O kızı bertaraf etmezsem bana da Çiğdem demesinler!  çok iyi bir plan yapacağım, bakalım el mi yaman, bey mi yaman?

O sırada akşam olmuştur..teknenin cankurtaran filikasındaki Serap ve Fadıl üşümeye başlamışlardır..motor gürültüsüne rağmen ne olur ne olmaz diye çok alçak sesle konuşmaktadırlar..

FADIL: Brrr...soğuk çıktı iyi ki üstümüzde branda var..

SERAP: Evet...şşştt...gelenler var galiba...

Serap haklıdır, iki kişi güvertede Serap'ın bilmediği bir dille konuşmaktadır..bir çakmak sesi işitirler anlaşılan iki terörist güvertede sigara molası vermiş, sohbet etmektedir...biraz sonra ayak sesleri uzaklaşır...Ay çıkmıştır...pırıl pırıl sularda yakamozlar parlamaktadır...adamların gittiğine iyice emin olan Serap sorar:

SERAP: Nece konuşuyorlardı dersin Fadıl? Bana Rusça gibi geldi..

FADIL: Kesinlikle Rusça.

Bu sırada Mehmet, olanları polise değil, özel timden çok güvendiği birkaç adama anlatmıştır, Serap ve Fadıl'ın hayatını tehlikeye atmak istememektedir, bu herhangi bir eroin kaçakçılığı işi ve adamlar da adi hırsızlar değildir.. özel timdekiler, her türlü hazırlıklarını yapmışlar ve Mehmet'le birlikte bu işlerde kullandıkları özel bir helikoptere binmişlerdir...yüzlerinde kar maskeleri, ellerinde otomatik tüfekler vardır..

Ekibin başı Kartal adlı biridir..

KARTAL: Mehmet, tekneye çıkarken şansımız varsa gürültüyü duymazlar..sen hemen gazeteci arkadaşlarını -eğer hala filikadalarsa - çıkart ve ip merdivenle tekrar helikoptere tırmanın..biz de bu arada adamları hallederiz

MEHMET: Tamam..

PİLOT: Hedef görüldü! Alçalıyoruz..

Helikopter, balıkçı  teknesinin tam üzerindedir...kapısı açılır ve bir ip merdiven aşağı atılır..ip merdivenden bu işlere alışkın olduğu belli yüzleri kar maskeli adamlar, kaydıraktan kayar gibi saniyeyle inerler...Mehmet de inmiştir..adamlar yavaş ve her köşeyi bir kedi gibi dikkatle gözetleyerek teknenin içine doğru giderlerken, Mehmet doğruca teknedeki iki filikadan birinin yanına gider, brandayı kaldırdığında içinin boş olduğunu görür ve öteki filikaya gider ve brandayı kaldırmaya başlar..Fadıl ve Serap 'yandık!' diye düşünürlerken, Mehmet'in sesiyle rahat bir nefes alırlar.
MEHMET: Bir gün de belayı davet etmesen olmaz mı!
SERAP: Sen niye zamanında gelmedin!

MEHMET: Fesupanallah!Niye diğer kadın gazeteciler gibi sonbahar modasını yazmıyorsun!
SERAP: Ben öyle tatlı su gazetecisi değilim!
FADIL: Kavga etmeyi bırakın yahu, sahi siz nasıl geldiniz Mehmet Bey?
Mehmet yukarıda bekleyen helikopteri işaret eder...Serap ve Fadıl başlarını kaldırıp helikopteri görerek şaşırırlar..

MEHMET: Hadi çıkın oradan bir dakka acele etmeyin biri geliyor!..

Serap ve Fadıl tekrar filikaya girerler..gelen yabancı teröristlerden biridir, elinde makineli tabanca vardır ve Mehmet'i görmüştür..

TERÖRİST: Hey! Hands up! Who are you? (eller yukarı, sen kimsin?)

Mehmet ellerini kaldırır, çok sakin olması gerektiğini biliyordur..Serap ve Fadıl brandanın ucunu kaldımış olanları yukarıdan izlemektedirler..

SERAP: (fısıltıyla)Bana bak Fadıl hiç çocukken yüksek bir yerden, arkadaşının üstüne atladın mı? 

FADIL: Yooo!..

SERAP: Ben atlamıştım..oğlan ağlayarak annesine şikayet etmişti...sanırım yeniden denemenin tam sırası..

Serap böyle diyerek yavaşça ayağa kalkar ve silahlı adamın tam tepesine atlar...ikisi birlikte yere düşerlerken, Fadıl da aşağı atlar...şimdi silah Mehmet'tedir..Serap oflayıp, poflayıp ayağa kalkar..

SERAP: Çocukken canım acımamıştı..
MEHMET: Tanrı'm! Annen oğlan doğuracakken, yanlışlıkla kız oldun herhalde!
ve Mehmet "Sahi, kim olduğumu sormuştun, adım Mehmet, bu da imzam!" der ve adamı bir yumrukta güverteye serer..

MEHMET: Hadi şimdi ikiniz de ip merdivene tırmanıyorsunuz..Fadıl sen önce çık ki,  Serap'ı yukarı çekebilesin tamam mı...

FADIL: Tamam ama merdiveni yakalayabilirsem uçup duruyor rüzgarda...

Sonunda Serap'ın da yardımıyla, Fadıl ip merdiveni yakalar, hayatında ilk yapacağı bir iştir yine ama doğuştan cesur olduğu için gözünü kırpmadan tırmanmaya başlar, arkasından da Serap tırmanmaya başlar..Mehmet elinde silah her an tetiktedir...içeride ise özel tim elemanları sürpriz saldırıyla teröristleri faka basmış, hepsini etkisiz hale getirmişlerdir...
Serap ve Fadıl, helikoptere binmişlerdir..Mehmet kulağındaki özel telsizle Kartal'a seslenir:

MEHMET: Yardıma gerek var mı Kartal?

KARTAL: Sağol burası tamam..arkadaşların iyi mi?

MEHMET: Şu anda ikisi de helikoptere bindiler..güvertede bir terörist var..şu anda baygın durumda..

KARTAL: Ha, ha her zamanki gibi formundasın, tamam..siz gidin, bak arkadaşlar da tam zamanında geldi..

Mehmet'in gözü ışıklardan kamaşır..teknenin çevresi SAT komandolarının tekneleriyle güvenlik çemberine alınmıştır..teröristlerin teknesi adeta gündüz gibi aydınlanmıştır...Mehmet'in içi rahatlamıştır, gülümser ve gecikmeden ip merdivene tırmanmaya başlar...yukarıdan onları heyecanla izleyen Serap ve Fadıl bir yandan da resim çekmektedirler...

FADIL: Vay canına bunlar galiba SAT komandoları!..

Fadıl Mehmet'in binmesine yardım ederken, Serap hala resim çekmektedir. Melmet öfkelidir.

MEHMET: Oh, hala resim çekiyorlar bir de! Siz, ediyle, büdü bir dahaki sefere ne yapmayı düşünüyorsunuz sorabilir miyim! Nikaragua'ya Sandinista gerillalarıyla röportaja filan gidecekseniz önceden haberim olsun!.

SERAP:  Ediyle büdüymüş! Sana kaç kez haber verdik!..

FADIL: Valla doğru kaç kez aradık Mehmet bey!..

SERAP: Ben nükleer başlığın resmini çekemedim tekrar insem diyorum!..

MEHMET: İnmeye kalk da gör ne oluyor!..

SERAP: Baksana senin bu maço tavırlarından hiç hoşlanmıyorum!..

MEHMET: Alışsan iyi olur küçük hanım!

SERAP:  Kadın düşmanı maço! Asla değişmeyeceksin!
MEHMET: Erkek düşmanı cadaloz!..

FADIL: Yaa arkadaşlar ayıp oluyo valla...

SERAP: Erkek egemen toplumun tipik temsilcisi!

MEHMET: Kariyerinden başka bir şey düşünmeyen tipik iş kadını!..
SERAP: Sen sanki çok romantiksin! Mağarada yaşamamana şaşıyorum!

MEHMET: Buzdan prenses!..erkeklerin sana yaklaşmaya ödü kopuyordur! Bu güzelliğine rağmen kesin evde kalacaksın!

SERAP: Sen öyle san! Tam 3 hayranım var evlenmek isteyen, üçünü de parmağımda oynatıyorum!

MEHMET:

SERAP: (içinden) Nereden böyle bir yalan uydurdum şimdi!

MEHMET: (içinden) Aman Allah'ım doğru mu acaba? Niye doğru olmasın ki, dünya güzeli gibi kız...
FADIL:

Aşağıda SAT komandoları ve Kartal telsizle üst düzey devlet yetkililerine bilgi verirken, helikopter gecenin karanlığında, ay ışığı altında Karadeniz'in sularından, Marmara sahiline geri dönüyordu..Mehmet dokunsalar ağlayacak kadar üzgün, Serap yalanı yüzünden bin pişman, Fadıl ise şaşkındı ve arabanın masrafını kim ödeyecek diye düşünüyordu...


Bölümler:





6 yorum:

  1. Çılgın ikili evlendir artık bunları Müjde yazık ya.Son bölümü yarına bıraktım iyi akşamlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah, ah dizi olursa iki sezon sonrasında ancak evlendireceğim. :))Çok teşekkürler Merih'ciğim okuyan gözlerine sağlık. İyi akşamlar.

      Sil
  2. İşler karıştı galiba düğüm temelli çözülecek bu sefer :)

    YanıtlaSil
  3. Bu yalan Mehmet'i çok üzecek aynı zamanda:)

    YanıtlaSil
  4. Hahahahaha,deli bir aşk bunlarınki

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle:)))bu arada yorumlarına sağol canım..

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...