27 Şubat 2016 Cumartesi

AŞK PERİLERİ - 8 -



Mehmet, kankasının arkasından iş çevirdiği için midesinde karıncalar geziniyor gibi hissediyordu, huzursuzluğunu annesi hissetmiş - e, annelerden hiçbir şey saklanmaz - genç adam romanının istediği gibi gitmediği yalanını söylemişti.  Özel dedektif Tamer ise, Kızılcahamam'daki tüm otel, motel hatta pansiyonları dolaşmıştı. Hiçbirinde aradığı kişi yoktu. Ayrıca, İstanbul üniversitenin tıp fakültesinden o yıl Ayşe Aydın isimli kimse  mezun olmamıştı.
Bunları telefonda Mehmet'e anlattı ve sordu: 
"Araştırmaya devam etmemi ister misiniz?" 
Mehmet'in sesinden bunları beklemediği, hayal kırıklığına uğradığını anlamıştı.
"Yo,..a, e, yok, yok teşekkürler. Gerekirse ben sizi ararım. "
demişti. Masraflar ve kalan parayı da anında adamın hesabına yatırmıştı.
Altmış yaşlarında, emekli bir doktor kadını niye arıyorlardı? O yaşta bir kadının aşkla, meşkle işi de olmazdı.  
"Benim adım da Tamer'se bu işin içinde bir bit yeniği var. Biraz kurcalayayım bakalım altından ne çıkacak? Belki bir sır? Belki bir cinayet? Burnum para kokusu alıyor..."
-----
Aylin o sabahı teyzesine ayırmıştı. Teyze yeğen cevizli, üzümlü sıcak kek yiyip, çay içerken bir yandan da Aylin'in içinde bulunduğu tuhaf durumu konuşuyorlardı.
"Senin için çok ama çok seviniyorum kızım. Ama evlenince nüfus cüzdanı işi ne olacak? Gerçek ismin, gerçek soyadın, gerçek yaşın. Hepsi ortaya çıkacak. Bunları nasıl izah edeceksin eşine, ailesine? Bence bir an önce olanları Gökhan'a anlatmalısın. Çocuk şoke olmasın."
"Biliyorum teyziş. Kaç kez anlatmak istedim. Ama bir türlü yapamadım. Bir şey beni durdurdu sanki. Ya bana inanmazsa diye korktum. Mutluluğumu mümkün oldukça uzatmak istedim. Kim inanır perilere?"
"Bak kızım, anlatmakta ne kadar gecikirsen o kadar zor olur. Ne bileyim ya Canan çıkıp gelse pat diye? Ya da doktor arkadaşlarından biri? "
"A, tanrım! Sahi ne yaparım?"
" Değil mi ya?.."
" Aylin'im dersen inanmayacaklar. "
" Üstelik sen demiştin herkes doktor hanımı merak ediyormuş diye. Ne yapacaksın kadıncağız ömür boyu kaplıcadan dönmeyecek mi?"
" Of biliyorum, biliyorum. Allah'ım ne yapacağım? Üstelik Gökhan'ın ailesi bugün, yarın yola çıkacaklar. Benimle tanışmak için sabırsızlanıyorlarmış. Annesi, babası, kızkardeşi..tüm aile, yardımcıları Nuriş, köpekleri Tarçın...hepsi geliyor..."
" Kızım en doğrusu her şeyi senin anlatman. Başkasından duymasın, senden duysun. İnanmazsa da inanmaz. Biz biliyoruz senin Aylin olduğunu, Allah da biliyor."
" O zaman ilk fırsatta Gökhan'a her şeyi anlatayım. Dua et teyziş, dua et de bana inansın. Yoksa aşkımızın sonu olur."
"Etmez miyim kızım? Sen merak etme. İnşallah sana inanacak, hiçbir aksilik çıkmayacak. Rahmetli annemin Kadeh Duası diye bir duası vardı onu da okurum. İşleri rast gitmesi için hep onu okurdu."
 O sırada Aylin'in cep telefonu çalar. Tanımadığı bir numaradır. 
" Allah Allah! Kim ki bu? Alo? Ah, Hay Allah tamamen unutmuşum. Kusura bakmayın ne olur? Kapıda mısınız? Tamam hemen geliyorum. Çok özür dilerim.  "
Aylin ayağa fırlar, alelacele teyzesini kucaklayıp, öper.
" Hay aksi teyzişim, derin dondurucu istemiştim, getirmişler, hemen çıkayım. Görüşürüz"
" Tamam kızım aman geç kaldım diye hızlı sürme..beklesinler azıcık bişicik olmaz..."
" Merak etme teyziş. Hadi çıktım."
Aylin, koşar adımlarla arabasına giderken, teyzesi pencereden ona el salladı. Telaşlı gitmelerden hiç hoşlanmazdı. Kaza, maza yapmasın diye ellerini açıp pencerenin önünde dua etmeyi ihmal etmedi. Kız yoldayken, Mehmet de Nazan'la buluşmuş olanları konuşuyorlardı.
" Biliyordum Mehmet abi! O kızda bir şeyler sezinlemiştim.! Demedim mi ben? Tıp mezunu olsa niye elalemin hizmetçiliğini yapsın? Kızılcahamam işi de yalan. O zaman doktor nerede?"
İkisi de birbirlerine baktılar. 
" Nazan! Hayır! Olamaz! O kadar da değildir."
" İyi de Mehmet abi, başka ne olacak? Belli ki, bu kız yaşlı doktoru kandırmış, öldürmüş, villasında kalıyor, jipini kullanıyor. Parasını yiyor."
" Allah'ım belki başka bir açıklaması vardır Nazan'cığım..."
" Şey Mehmet abi, hep bu arkada bahçede böyle fısır fısır konuşmayalım, herkes şüphelenecek, ön bahçeye gidelim. "
"Tamam haklısın..."
Konuşa konuşa ön bahçeye geldiklerinde, Aylin'in villasının önündeki kamyoneti ve yerdeki derin dondurucuyu farketmeleri iki saniye bile sürmedi.  Bir tanesinin elinde kağıtlar, mavi tulumlu iki servis görevlisi ev sahibinin gelmesini bekliyorlardı. 
Mehmet ve Nazan derin dondurucuya bakakaldılar.
" Mehmet abi yoksa...yoksa?...bu derin dondurucu şey için mi?"
Kız, iki elinin parmaklarını dişlerine geçirdi.
" Yok canım daha neler! Korkunç şeyler düşünme Nazan."
" Brrr..tüylerim diken diken oldu. Bence bunları Gökhan da bilmeli Mehmet abi. Şey, ben artık gitmeliyim. Annemler merak eder. Görüşürüz. "
" Tamam Nazan'cığım. Görüşü..."
Mehmet allakbullaktı sözünü tamamlayamadı bile. Bunları kankisinin bilmesi gerekiyordu ama nasıl anlatacaktı? Ya başka bir açıklaması varsa her şeyin? İyi ama kız niye yalan söylemişti? Kadın niye Kızılcahamam'da yoktu? Off...
----
Aylin,  eve gelip, dondurucu mutfağa taşındıktan sonra rahat bir nefes aldı. Teyzesi merak etmişti onun merakını da giderdikten sonra her şeyi Gökhan'a anlatmaya karar verdi. Siyah beyaz Çarşı yumuşacık kafasını kızın ayaklarına sürtüyordu. 
"Evet, evet, bugün anlatacağım."
"Mrrr..."
" Haydi bakalım bugün büyük gün, gel birlikte çıkalım, sen bahçede çekirgeleri kovalarken, ben de aşkıma perilerin beni nasıl gençleştirdiğini anlatacağım. Of umarım bana inanır. Ne dersin ha Çarşı?"
"Miyavvv..."
"Umarım bu evet anlamına geliyordur."
Aylin, kapıdan çıkarken içinden "Kadeh duası işe yarasın lütfen" diyordu. Gökhan o gün kız için waffle yapacaktı. Birlikte çardakta yiyeceklerdi. 
"Canım ya, şimdi mutfak kesin batmıştır." diyerek güldü, gözünün önünde Gökhan, üzerinde çilek resimli mutfak önlüğü, yerlerde kivi dilimleri, tezgahta çikolata sosu, ayağının altına yapış yapış yapışan hamurlarla hayal etti. Ağaçlıklı, çiçekli yol bitip, Gökhan'ın villası gözüktüğünde, kapı neredeyse bağrışmaların desibeliyle yıkılacaktı. Gökhan ve Mehmet'in sesiydi, belli ki kavga ediyorlardı. 
"Aman Tanrı'm bunlara nazar mı değdi?"
Tam kapıyı çalacaktı ki, kendi isminin geçmesiyle durdu. Yaz günü açık pencereden her şeyi net duyuyordu. 
"Ne yani sen şimdi Ayşe yalancı mı diyorsun? Nereden biliyorsun? Kanıtın var mı?"
" Özel dedektif tuttum, adam araştırdı."
"Ne? Bir de dedektif mi tuttun? Yuh!"
" Abicim senin iyiliğin için. Doktor Aylin ortada yok, Ayşe kadının evinde kalıyor, jipine biniyor, banka kartını kullanıyor. Kaplıca işi yalanmış, fakülte işi yalan..."
"Ne yani? Ayşe soğukkanlı bir katil ve yaşlı doktoru öldürdü mü?"
Aylin, iki eliyle ağzını kapattı. Duyduğu gerçek olamazdı. Görünmemeye çalışarak hızla oradan uzaklaştı. Beş dakika sonra evindeydi, teyzesini aradı. Ona ancak teyzişi yardım edebilirdi. 
"Hadi teyziş, aç telefonu çabuk!"
----
Mehmet ve Gökhan ise neredeyse dostluklarının sonu olacak bir ağız dalaşındaydılar. 
" Bak kanka ben dedektif tutmadan önce emlakçıyla da konuştum. Adamın ağzını aradım."
" Ne?"
" Bak şim- şimdi, emlakçıya sanki öylesine söz eder gibi komşumuz yaşlı doktorun hala taşınmadığını söyledim."
"Eee? N'olmuş? Allah'ım çıldıracağım"
" Abicim sinirlenme, bi otur ayak..."
"Hayır! Oturmak filan istemiyorum, devam et."
" Ama kanka böyle akıl bırakmadın ne dediğimi unuttum! Hah emlakcı diyordum..."
Mehmet, iki elini beline koymuş Gökhan'ın kızgın gözlerine baktıkça bu işe giriştiğine bin pişman olmuştu ama artık ok yaydan çıkmıştı, devam etti:
" Emlakcı çok şaşırdı ve aynen Allah Allah bana ev hazır olur olmaz taşınacağını söylemişti dedi, ayrıca yardımcısının olduğundan hiç bahsetmemiş ada..."
"N'olmuş! Demek ki fikrini değiştirdi olamaz.."
O sırada Gökhan'ın telefonu çaldı. Yakışıklı oyuncu telefonuna baktı, ekranda "aşkım" yazıyordu. 
" Ayşe arıyor umarım sesimden bir şeyler anlamaz!"
Gökhan, telefonda konuşurken, Mehmet de biraz meraklı, biraz mahçup kankasına - yoksa artık eski kankası mı demeliydi - bakıyordu. Mehmet'in kulağı telefonda ama gözleri kankasındaydı.  Çocuklarını azarlayan annelerin yaptığı gibi sağ elinin işaret parmağını Mehmet'e doğru "Görürsün sen" der gibi salladı. Mehmet içinden "Neler oluyor? Ayşe ne diyor acaba?" diye meraktan ölüyordu. Az sonra Gökhan "öptüm aşkım görüşürüz" diyerek telefonu kapattı. 
" Ne oldu abicim? Yoksa kız, doktoru öldürdüğünü itiraf mı etti? İntihar mı edecek? "
" Bak hala ne diyor! Bi ben çarpacağım bi de yer çarpacak. Oğlum doktor son anda planlarını değiştirmiş. Başka kaplıcaya gitmiş. Akşam da buraya geliyormuş. "
"N--nı...nan...nasıl?"
" Çoluk çocuğun aklıyla iş yapıyorsun! Az kalsın yüreğime indirecektin. Yok dedektifmiş, yok derin dondurucuymuş!"
" Abicim valla eşeklik ettim çok özür ! Valla yer yarılsa da içine girsem şu an öyleyim! Hem yeminle ben de sevindim. Ya kanka affet n'olur, bi daha çoluk çocuğa uyarsam tövbe valla ne desen haklısın.  Hep o Şarlok Nazan'ın yüzünden....beni de kendine uydurdu.."
" Oh ne güzel suçu lise sondaki bi çocuğa at!"
" Abicim kızma n'olur, kendini benim yerime koy, sen de benim yerimde olsan şüphelenmez miydin? Hem fakülteden o isimli kimsenin mezun olmamasına ne diyorsun?"
Mehmet  omzunu silkti.
" Ne bileyim yahu elbet mantıklı bir açıklaması vardır, belki tuttuğun dedektif salağın tekidir ya da okulun öğrenci işlerindeki kişi yanlışlık yapmıştır. Neyse hadi ben mutfağa döneyim, Ayşe'ye waffle yapacağım. Sen de bir daha dedektif romanı yazma. Çocuk romanı yaz, aşk romanı yaz, ne bileyim dünyayı istila eden yeşil renkli uzaylıları yaz! "
" Tamam kanka, affet n'olur, tamam bundan sonra tövbe. "
"Ha şunu bileydin" diyerek Gökhan mutfağa gitti. 
----
Aylin, sevdiği adamla waffle yerken, aklı başka yerdeydi. 
"Hayatım senin aklın başka yerde? Bir şey mi oldu?"
" Şey, evet aslında oldu. Doktor hanım gelmeden biraz evi elden geçirmem lazım, kaytardığımı sanmasını istemiyorum. Çok titiz bir hanımdır."
" Hay Allah, aşkım keşke daha önce söyleseydin, sana laf gelmesini ister miyim hiç? Tamam gel seni eve bırakayım."
"Yok, yok sen kal, ben önce biraz temizlik malzemesi filan alacağım. "
" E, peki canım. Baksana sana yardım etmemi ister misin? Belki iyi cam silemem ama ...."
"Hahahah kıyamam aşkım yaa..merak etme ev zaten temiz sadece şöyle biraz jakuziyi filan parlatırım...ne bileyim belki tülleri makineye atarım, sen anlamazsın hayatım kadın işi bunlar...hadi öptüm baaayy..."
----
Akşam saat yedi olduğunda, Begonvil sitesinin çimlere gömülü aydınlatmaları ve çardaklardaki pembe, yeşil yuvarlak Japon fenerleri etrafa masalsı bir hava vermişti. Sarman ve Çarşı o ağaçtan inip ötekine tırmanma oyunu oynarken, çardakta akşam yemeği yiyen komşuların meraklı bakışları arasında Aylin'in cipinden nihayet doktor Aylin Alptekin indi. 
Herkesin Ayşe sandığı Aylin, şoför koltuğundan inip, kadının kapısını açtı, inmesine yardım etti.  Turkuaz rengi uzun bir tünik, altında siyah pantolon, başında yine turkuaz rengi bir şal, gözünde gümüş zincirli gözlükleriyle Meryem teyze tedirgindi. Ama çok sevdiği yeğeninin hatırına bu oyunu kabul etmişti.  Fısıltıyla kıza seslendi:
" Aylin'ciğim ya birisi tıbbi bir şey sorarsa ne halt ederim kızım?"
" Merak etme teyziş, akıllarına bile gelmez, bir profesörün tıp bilgisini sınayacak halleri yok ya,  en sevdikleri sohbet konusu zeytinyağlı sarmalar, kekler, pastalar, börekler..."
" Ah, o zaman iyi..."
Melahat hanım uzaktan ikisine el salladı.
" Aaa! Gözün aydın Ayşe'ciğim."
" Teşekkür ederim."
Melahat hanım Meryem teyzeye dönerek, sevimli sevimli gülümsedi. Sanki kadının ağır işiteceğini düşünmüş gibi biraz yüksek sesle..
" Hoşgeldiniz, hoşgeldiniz." dedi.
" Hoşbulduk efendim. "
O akşam bahçeden bahçeye hoşbeş faslı bitince, teyze yeğen, siyah-beyaz Çarşı ile birlikte evlerine girdiler. Melahat hanım eşine 
"Ayol ne zarif bir kadınmış, çok beğendim." dedi.
Eşi de " İyi de bayağı yaşlıymış. Anlaşılan 70'ine kadar çalışmış."
diyerek tastik etti. Mehmet'in ise ağzını bıçak açmıyordu. İçinden "Allah'ım Ayşe'nin günahını aldım, hep salak Nazan'ın yüzünden. Affet Yarabbi..." diyordu.  Telefon edip olanları Nazan'a anlatınca kız da şaşırmış ama yine de ikna olmamıştı. Doğuştan dedektifti mübarek, hala şüphesi geçmemişti. Ama bu konuda bir daha ağzını açmayacağına dair Mehmet abisine söz vermişti. 
"Bak çocuk, az kalsın kankamla aramı bozuyordun ha? Tamam tüm kabahat senin değil, dedektif fikri benden çıktı ama bak bir daha sakın böyle abuksabuk şüphelerle gelme bana, anlaştık mı?"
diyerek biraz fırça da yemişti. 
Anneannesi bembeyaz denizci üniforması içindeki Ediz Hun'a nasıl aşık olmuşsa, kız da Gökhan Akın'a aşıktı. Neden kimse bunu anlamak istemiyordu. Ne yani? Şimdi Gökhan'ı Ayşe denilen o kıza mı kaptıracaktı? Asla. Vazgeçmeyecekti. Ayşe'ye mezun olduğu yılı filan sorduğunda tedirginliği gözünden kaçmamıştı. O kızda bir şey vardı.  Vardı. Vardı. Kahretsin çok güzeldi. Tırnaklarını kemirmeye başladı. Akşamın  huzurlu sessizliğini tek bozan çardaktan gelen rüzgar çanlarının ahenkli tıngırtılarıydı. İnternetten karşılıksız aşk acısı çekenlere göre bir şarkı bulup beşyüz bininci kez dinlemeye başladı. 
"Allah'ım lütfen Gökhan, Ayşe'den soğusun, bana aşık olsun. N'olur, n'olur, N'oluuur..."
İnternet sitelerinde " Gökhan Akın, Ayşe aşkı bitti.  Gökhan'ı yeni sevgilisi Nazan ile yakaladık" haberlerini hayal etmeye başladı. Annesi içeriden seslendi.

9 yorum:

  1. Çok heyecanlı görünüyor hemen baştan okumaya başladım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle yorumlar alınca çok mutlu oluyorum. Umarım beğenirsiniz, çok teşekkürler. :)

      Sil
  2. Vaaayy,Müjde nasıl kıvıracak durumu derken ters köşe yaptın ha.Demek o yüzden teyzesini bir türlü eve getirmemiştin.Aklında belli tabi senaryo,hihihihi,valla zekice hamleydi.Entrikalı dizileri falan hiç sevmem ama sen güzel yazıyorsun Müjdeciğim valla :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevda'cığım, entrikalı dizileri ben de sevmiyorum, hele ağlak şeyleri asla. Zateh hayat güldürmüyor bari dizilerle gülelim istiyorum. Çok teşekkür ediyorum, sağol.. :))

      Sil
  3. Çözüm gayet güzelmiş. Tebrikler. Aklıma hiç gelmemişti, ne yalan söyleyeyim:) Şimdilik biraz daha keyif sürebilir Ayşe... Ama yılan Nazan vazgeçmeye niyetli değil. He, bir de geçen bölümdeki dedektif de boş durmayacak galiba. Taner miydi? Aklına takıldı bir kere...
    Heyecan dorukta Müjdecim. Çook güzeldi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tebrik ediyorum Zeugma'cığım evet dedektif de boş durmayacak:))çok sevindim canım, sağolasın. :)

      Sil
  4. Bilerek ve isteyerek diğer senaryolarını okumuyorum :))))
    Hadi bana neden diye sor...
    Ben yürürken sakız çiğneyemiyorum :))
    Şaka bir yana bu hikayeyi sindirerek okuduktan sonra diğerlerine geçeceğim
    Öptüm seni :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canımsınnnn:)))))Ben de öyleyim.O yüzden seni çok iyi anlıyorum. Çünkü ne zaman bir,iki kitaba aynı anda başlasam ikisi de yarım kalıyor:)))yıllar önce yazdığım için 12 bölümü hazırdı yani yeni yazmıyorum, o yüzden hazır elim değmişken art arda yayınladım.
      Çok teşekkür ediyorum ben de öptüm..:)

      Sil
    2. Sahi, bu 12 bölümden bir tanesi yüzünden az kalsın bir okurum beni mahkemeye verecekti, jigolo hikayesi:)))sen okumuş muydun o başıma geleni şu an unuttum:)))o hikayeyi yayınlayınca not düşeceğim ve tabii altına "bu öyküdeki karakterler kurgudur, gerçek kişilerle alakası yoktur" diyeceğim. :))

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...