9 Şubat 2016 Salı

AŞK PERİLERİ - 5 -

Az sonra Aylin bir alışveriş merkezinde eli, kolu  pembe, sarı, beyaz alışveriş paketleriyle başına gelen olağanüstü şeyin tadını çıkartıyordu, gördüğü her aynada kendisine baktı, yazlık elbiseler, pantolonlar, şapkalar, ayakkabılar - anneanne ayakkabılarını tekrar yaşlanıncaya kadar giymeyecekti - aldı. Üzerindeki salaş eşofmanı mağazanın çöp kutusuna bıraktı. AVM'den çıktığında bambaşka biriydi. Erkeklerin kaçamak ve kadınların kıskanç bakışlarını üzerinde hissediyordu. Arabasına bindi ve teyzesiyle tekrar buluşmadan önce yeni evine gitmek üzere yola çıktı. 
----
Sabah sabah Aylin'in kapısına dayanan ve Trinity üniversitesi bilim adamlarını haklı çıkartan Gökhan ise kankası Mehmet'le plaja inmiş,  denizin keyfini çıkartıyorlardı. Daha doğrusu Mehmet çıkartıyordu da, Gökhan denizde mi yüzüyor, masa başında mı oturuyor belli değildi. Mehmet bunu farkedince onun dikkatini çekmeye çalıştı:
" Amanın! Gökhan arkanda köpek balığı var!"
" İyi, iyi...." 
" Abicim sen iyice mecnuna bağlamışsın. Ben çıkıyorum, kaslarım ağrıdı. Çok da acıktım. Korsan'da bir şeyler atıştıralım."
İki kafadar sudan çıktılar, şezlonglarına bıraktıkları havluları alıp, duşa ve sonra soyunma kabinlerine gittiler. Biraz sonra Bermuda şortlarını giymiş, şapkalarını, Ray-Ban gözlüklerini takmış şekilde çıkıp, duvarlarında tek gözü bantlı, kulağı küpeli, eli kancalı, bir bacağı tahta korsan figürleri ve açık kapağından inciler, altınlar, şamdanların gözüktüğü bir sandık ve yelkenli korsan gemileri figürlerinin olduğu Korsan Definesi Kafeteryada hamburgerlerini yer, colalarını içerken, uzakta yamaç paraşütü yapanları izliyorlardı. Mehmet, 
" Kanka ne dersin biz de deneyelim mi bir gün?" 
diye sordu. 
"Hıııı.... deneriz..."
Mehmet kıkırdamaya başladı. 
" Ne gülüyorsun şimdi?"
" Abicim sende akrofobi yok mu? Yükseklik korkusu?"
"Var ne olacak?"
" Hay Allah'ım yaaa...valla sen çarpılmışsın kanka. Bu böyle olmayacak, arkandan jaws gelse tınmayacak haldesin, ne derler git konuş bence..."
" Nasıl konuşayım oğlum? Zaten sabah sabah kapısına dayandım diye kızıyordur bana..."
" İyi ya. Bunu kullan."
"Ne?"
" Çalıştır saksıyı kanka.  Sabahki olay için  özür dilersin. Böylece tanışırsınız."
" Sahi ya, iyi fikir. Bir buket de en şirininden çiçek yaptırırım..."
" İşte bu kadar..."
" Yaşsa be kanki! Çak"
----
Saat öğlenin ikisi olduğunda,  Mehmet'lerin bahçesini fırından iki dakika önce çıkartılmış sıcacık limonlu kekin kokusu sardı. Begonvil sitesindeki çardak hanımlarında sıra Mehmet'in annesi Melahat hanımdaydı. Ev hanımı Melahat, müteahhit kocası Hulusi ile 30 yılı devirmişlerdi. Adam vaktiyle herkesin burun kıvırdığı arsaları ucuza almış, sonra değerlenince servet yapmıştı. Oğlunun da işlerin başına geçmesini istiyordu ama çocuk " Klozeti tuvalete yerleştiremedik abi bir bakar mısın?" diyen ustalar ve toz, toprakla uğraşmak yerine, satılmayan dedektif romanları yazmayı tercih etmişti. 
Çardak hanımları her öğlen olduğu gibi yine aynı saatte buluşmuşlardı. Masada limonlu kekin yanısıra, Şeyma hanımın yaptığı kısır ve  Halide hanımın elinin emeği yumuşacık peynirli poğaçalar vardı.  Kadınlar bir kişiye yük olmasın diye böyle bir çözüm bulmuşlardı. Beyler de her zamanki gibi bahçenin başka bir köşesinde memleketi kurtarmakla meşgullerdi. Arada eski anılarına da yer veriyorlardı ki, bitişik villaya Aylin'in cipinin park ettiğini gördüler. 
"Hah! Sonunda doktor hanımla tanışacağız galiba kızlar."
"A, nihayet. Ben de çok merak ediyorum iyi komşu oluruz inşallah."
"İnşallah canım. Hah arabanın kapısı açılıyor..."
Biri şişman, diğeri  topuz saçlı, öteki temizlik hastası üç orta yaşı geçkin hanımın gözleri arabanın kapısına kilitlendi. Kapı açıldı, önce bir çift güzel bacak ve sonra bacakların sahibi sarı saçları beline inen, menekşe gözlü kız indi. Eli kolu alışveriş paketleriyle doluydu. Kadınlar şaşırdılar. 
"A! Bu kız da kim? Doktor hanımın torunu mu?"
" Herhalde. Ay bir içim su mübarek. Böyle gelinim olsun bir milyon borcum olsun."
"Valla aynen. Manken filan mı acaba?"
" Ama bir dakika hani evi dekore eden mimar kız vardı ya, Canan...doktor hanımın hiç evlenmediğini söylemişti, o zaman torunu olamaz..."
" E, başka bir akrabasıdır o zaman..."
"Bizi gördü şşşt ayıp olmasın....
Melahat hanım elinde sıcacık fincan ayağa kalkıp, Aylin'e el salladı. 
"Merhaba hoşgeldiniz güle güle oturun"
Aylin çardakta hasır koltuklardaki üç hanımın kendisine baktığını farketmişti. Elinde paketleri durdu. O da gülümseyerek yanıt verdi.
"Hoşbulduk....çok teşekkürler..."
" Şey, doktor hanım yok mu? "
"Doktor hanım mı?"
" Evet, evi emekli bir doktor hanım aldı diye duyduk. Valla ne yalan söyleyelim tanışmak için sabırsızlanıyoruz."
" Şey..e...evet doğru...o ben...yani..."
" E? Taşınmaktan vaz mı geçti yoksa?"
"Yo...yo...e şey, şey, eee......"
Ayaktaki de, oturanlar da bir cevap bekliyolardı. 
" Şey, doktor hanım kaplıcada..."
Aylin, dudağını ısırdı. Onlara "O emekli doktor hanım benim. Aslında altmış yaşındayım ama periler beni gençleştirdi" mi diyecekti? Hadi dedi. Kim inanırdı ki? Devam etti:
"Şey, romatizma! Ya, yani romatizmaları için bir süre kaplıcada kalacak..."
"Geçmiş olsun...hay Allah bir türlü tanışmak kısmet olmadı neyse selam söylersiniz, gelince tanışırız inşallah."
"Başüstüne...."
" Bu arada ben bitişik komşunuz Melahat. "
"Memnun oldum.."
Topuz saçlı hanım, kızın da kendi ismini söylemesini bekliyordu. 
" Ay....şe. " 
" Ben de memnun oldum kızım. Buyurmaz mısın, çay içelim biz her gün birimizde böyle toplaşırız çok keyifli oluyor. Doktor hanım taşınsın onu da bekleriz..."
"Sağolun afiyet olsun size ama ben paketleri bırakıp çıkacağım"
" Eh peki madem. Kolay gelsin canım."
"Teşekkürler görüşürüz..."
"Görüşürüz...."
Aylin paketlerle içeri girdi, kapıyı poposuyla kapadı, paketleri yere bıraktı ve tülün arkasından  ellerinde ejderha desenli çay fincanları, yanakları limonlu kekle şişmiş, meraklı yeni komşularına baktı. 
"Aman Tanrı'm Ayşe de nereden çıktı?" diye düşündü. Huzursuz olmuştu, bu yalanın sonu nereye varacaktı? Sonra "Aman yeniden gençleşmişken kafaya takma" dedi. "Artık genç olduğuma göre yıllar önce yapmadığım şeyi yapabilirim. Aşık olacağım, evleneceğim, bebek yapacağım. Teyziş düğünümde göbek atacak. Sizi seviyorum periler."
Aylin poşetlerini yatak odasına götürdü ve teyzesi için aldığı ama sabah delirdiğini düşünerek telaştan vermeyi unuttuğu hediyeleri de alıp, tekrar evden çıktı, çardak hanımlarına uzaktan el salladı, onlar da karşılık verdiler, arabasına binip gittikten sonra çardak hanımları yorumlara başladılar.
"Böyle güzel yardımcı da dostlar başına ayol..."
" Hmmm...valla aynen. Baksana canım, yardımcısı olduğuna göre bu jip kızın olamaz, doktor hanım çok bonkör olmalı jipini kıza verdiğine göre."
" E, öyle demek ki...ben jipimi çocuklara bile vermiyorum hakikaten gönlübol kadınmış..."
" Hayatım limonlu kekin nefis olmuş eline sağlık, sen bir butik pastane açmalısın..."
"Afiyet olsun canım. Valla 30 yaş genç olsam düşünürdüm. Senin poğaçalar da çok güzel. Senin de eline sağlık."
"Yarın bendeyiz kızlar, bizim kızlarla birlikte yaprak dolması saracağım."
"Off şimdiden ağzım sulandı, pasta, kek tamam ama bir onu beceremiyorum. Ya kızlar bu arada yürüyüşü de ihmal etmeyelim. Kiloları da alıyoruz yani ben diyorum ki, ya sabah, ya akşam kumsalda yürüyüş yapalım. Ya da yürüyüş parkurunda..."
-----
Aylin, sık sık dikiz aynasında başına gelen mucizeye bakarak teyzesine giderken, Gökhan özür dileme provası yapıyordu. Çiçekçi taze çiçeklerin ertesi sabah geleceğini söylediğinden, kızdan özür dilemek için ertesi günü bekleyecekti.  
"  Merhaba ben Gökhan, o gün sabah sabah zilinizi çalıp sizi uyan....yok! Yok! olmadı."
Yakışıklı oyuncu derin bir nefes verip başa aldı: 
" Merhaba,  geçen sabah sizi rahatsız ettiğim için özür dilemeye gelmiştim..."
Onu da beğenmedi, bir yandan da yatak odasında bir aşağı, bir yukarı dolaşıyordu.
" Merhaba ben Gökhan Akın...yok, yok, bu da 'Ben Bond, James Bond' gibi oldu. Öff...yahu yarın çiçeğimi alıp kapısına gideyim artık doğaçlama içimden o an ne gelirse. "
Saatine baktı, akşam oluyordu. "Off vakit geçmiyor, ne olur bir an önce akşam olsun, gece olsun, yarın olsun". Dünyanın dönmesini hızlandıracak bir kol olsa onu çevirecekti.  Kankası, biraz yeni romanıyla meşgul olmak için, defterini, kalemini alıp arka bahçeye gitmişti, bilgisayar yerine kağıt, kalemle yazmayı tercih ediyordu.  Melahat hanım eşiyle verandada Begonvil sitesinin sakin gün batımının keyfini çıkartırken, bahçedeki kedilere kuru mama verip sularını tazeledi. Nazan, yürüyüş parkurunu beş, altı kez turlayıp Gökhan için boşuna zayıflamaya çalıştı.  Aylin, uzun uzun teyzesiyle hasret giderip akşam geç saatlerde yeni evine geldi. Hala "Bir düşte miyim acaba? Sabah uyanınca yine altmışında, kırış kırış Aylin olur muyum?" diyordu. Kendisini gençleştiren periler şu anda neredeydiler diye merak da ettiği oluyordu.  Perilerin işi bitmiş, ormandaydılar. Aylin'i unutmuşlardı, kız onlar için her yıl armağan verdikleri ve testi geçen fanilerden biriydi o kadar. Bahçenin sarmanı çamlardan düşen bir kozalağı patisiyle oradan oraya yuvarlıyordu ve  nihayet Gökhan'ın istediği üzere akşam oldu. Ertesi gün ilk iş henüz ismini bilmediği kızdan özür dileyecekti. Sonra?....sonrasını bilmiyordu, kızın nişanlı, evli, sözlü ya da bir sevdiğinin olmaması için dua ediyordu.

Bölümler:

16 yorum:

  1. Hadi bakalııım gelsin kalpler

    YanıtlaSil
  2. Keyifle okuyorum Müjdecim :) Neler olacak bakalım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuyan gözlerine sağlık Handan'cığım :)

      Sil
  3. Bizim içinde bu hayatta ikinci bir şans var mıdır acaba? Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah olur yani gençleşmek olmasa da, başka şeyler için olur umarım. Sevgiler bahar tanrıçam...

      Sil
  4. Aylin oldu Ayşe..
    Peki normal bir yaşlanma süreci mi?
    Ya belirli bir süre sonra, hem de en olmayacak yerde ve zamanda gerçek yaşına dönüşüverirse :)
    Şimdilik her şey rüya gibi..
    Ellerine sağlık Müjdecim.
    Devamını çok fazla merak ettim bu kez :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zeugma'cığım ne kadar güzel bir soru sordun, sen hakikaten soru sorma uzmanısın ve çok dikkatlisin:)bunu bugün hatırlarsan çok farklı bir konuda da anladım:))evet Külkedisi'nin gece olunca aniden eski haline dönmesi gibi diyorsun...yok öyle bir şey olmayacak (sürprizi kaçar demeden ipucu verdim) ama başına çok başka işler açılacak:(
      yorumuna sağlık :)

      Sil
    2. Estağfurullah ya. Soruyu yanıtlaman için sormadığımı biliyorsundur bu arada. Uzman demeyelim ona, odaklanarak okuyorum ve üşenmeyip aklıma gelen şeyi kelimelere döküyorum, bil diye..
      Bak okurun kafasında neler döndürüyorsun :)
      İyi geceler Müjdecim :)

      Sil
    3. Biliyorum sevgili arkadaşım ama benim içimden geldi ipucu verdim:)hahaha okuru düşündürmek iyi sanırım:))sağol, sana da iyi geceler Zeugmacım :)

      Sil
  5. Müjdeciğim,çok güzel gidiyor.İnşallah tekrar yaşlanmaz.Süprizleri bekliyorum.Bağımlılık yarattı bende kısa tutma olur mu? çok öptüm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok, yok merak etme Nur'cuğum, tekrar yaşlanmayacak. Çok teşekkür ediyorum, kimisi de uzun yazıları okuyamıyor canım, ikisinin ortası yapmaya çalışıyorum. ) Ben de çok öptüm.

      Sil
  6. O usta kısmına çok güldüm :)) Yerleşmeyen klozatle kim uğraşmak ister ki :))

    Kimlik problemi zorlayacak galiba... Şimdi onu hissettim ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Var ya, 1983'lerde başıma gelen bir olayda aynen ustaların bana telefonda söyledikleri şeydi:))evet çok zorlayacak, hislerin doğru..:)

      Sil
  7. Ayşe ve Gökhan'ı çok merak ediyorum, acaba Gökhan'ı sevecek mii? :)) Okullar açıldığı için çok sık okuyamıyorum ama vakit buldukça okumaya geliyoruum, geleceğim :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Söylemiyorum:)))))gelecek bölümlerde okursun:)))derslerinde başarılar, çok teşekkürler. :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...