27 Temmuz 2016 Çarşamba

KİRAZ - 3 -

Ve böylece Kiraz, anne, babasına müjdeyi verdi.

"Tamam da! Evleneceğum  Uğurcan'la." 

Ve Uğurcan'ın haberi yokken, bu oyuna dahil olacak kişilerle planın tüm ayrıntıları defalarca gözden geçirildi. Plan basitti. Zaten ne kadar basit olursa inandırıcılığı o kadar büyük olurdu. 

Hulusi bey hazır Karadeniz'e gelmişken denize açılacak ama düşüp kaybolacaktı. Bir süre umutar kesilip, arama kurtarma çalışmaları sona erecek, öldü kabul edilecek.  Avukatı aileye vasiyetini okuyacaktı. Oğluna en önemli vasiyeti Kiraz ile evlenmesiydi. 

XXX

Uğurcan her zamanki gibi barda
gününü gün ediyordu...
yanında güzel kızlarla....


bar dans edenler ile ilgili görsel sonucu

Telefonu çaldı..


" Bi dakka hayatım.  Annem arıyor. Köye gitmişlerdi. Önemli olabilir."


kıvanç tatlıtuğ telefon tutuşu ile ilgili görsel sonucu


" Tamam canım sen konuşurken ben içki alayım ikimize..."



young woman in bar with glass ile ilgili görsel sonucu

" Efendim anneciğim? Ne oldu niye ağlıyorsun sen? Ne! Babam denize mi düştü!? Olamaz babam balık gibi yüzer! !

" Yüzerdi ama kaç yaşında, kilosu da var! Üzerinde elbiselerle! Ah! Ah!....hemen gel oğlum!"

" Uğurcan içkileri getirdim! N'oldu canım yüzün bembeyaz olmuş?"

" Babam denize düşmüş ben gidiyorum"

"NE! Aaaa! Nasıl yani? Uğurcan?...  "


Uğurcan, koşarak bardan çıktı. İlk uçakla Rize'ye oradan da Şirinköy'e gitti. O sırada annesi de ağlamasını kolaylaştırsın diye soğan spreyi sıkılmış mendili cebine koymuştu. Oğlu gelince ağlamış, üzülmüş numarası yapması şarttı.

" Hey Alla'm artiz deyulum ki nasıl rol yapacağum? Of! Of! Alla'm sen affet hep!"


XXX


Uğurcan köydeki evlerine geldiğinde annesi hemen soğanlı mendili gözlerine yaklaştırmış ve salya sümük ağlamaya başlamıştı. Bu oyundan kimlerin haberdar olacağı, kimlerin olmayacağı gerektiğine her zamanki gibi eşi Hulusi bey karar vermişti. Ağzını sıkı tutamayanlar oyun dışı kalmıştı. 

Günler geçti, arama kurtarma çalışmalarından sonuç çıkmadı. Hulusi bey saklandığı yerde kıskıs gülüyordu.

"Kerata! Vasiyetim okununca bakalım ne halt edecek?"


coast guarding searching at sea ile ilgili görsel sonucu



coast guarding searching at sea ile ilgili görsel sonucu


Gazeteler

 " Şirinçay fabrikalarının sahibi Hulusi Şirinköylü bulunamadı. Arama ve kurtarma çalışmalarına son verildi."

diye yazdılar.

kıvanç tatlıtuğ ile ilgili görsel sonucu

"Olamaz! Hayır ya! Babam ölmüş olamaz! "



XXX


Aradan bir ay geçtiğinde ise  avukatı babasının vasiyetini okudu. Vasiyetinde işlerinin başına tek çocuğu olan Uğurcan'ın geçmesini ve Kiraz'la evlenmesini istemişti. Uğurcan, Kiraz'ı hayal meyal hatırlıyordu. 


"Ne! O salak Kiraz'la mı evleneceğim?"

"Babanızın vasiyeti öyle efendim..."

"Olamaz ya! Şaka gibi! Kiraz ha? Son gördüğümde
"Çay filizi toplayı peştimallı kızlarııı" diye diye şarkı söylüyordu 
ilkokul mezunu bir kızla mı evleneceğim?"



XXX



Ama vasiyetnamenin şartları belliydi ve değiştirilemezdi. Birkaç hafta sonra iki aile arasında basına duyurmadan - Uğurcan bunu şart koşmuştu çünkü çok utanıyordu Kiraz gibi biriyle evlenecek olmadan ötürü. -  nikah kıyıldı.  Nikah memuru gittikten sonra Uğurcan Kiraz'a döndü soğuk ve ters bir sesle:


"Bana bak Kiraz mısın, Vişne misin evlendik diye sakın gerçekten karı - koca olacağımızı sanma.!"

" Madem öyle ne diye evlendun penle da?"

" Babamın vasiyeti yüzünden salak! Dünyada bir sen, bir ben kalsak yine evlenmem seninle."

"Uyyy! Sankim pen sağa pek bi yanıktım! Zaten çocukken de az dayağımı yemedun!"

" Aman! Hala aynısın! Hiç değişmemişsin, konuşmaya bak!"

"Pöh! Senin cibi Americalarda, İncilterelerde okuycak paramuz vardu da okumaduk sanki? Cendini peğenmuş sen de!"

" Aman! Aman! Şirret! Neyse sen misafir odasında kalacaksın. Sakın odama filan gireyim deme!"

"Uyy! Sankim can atayrum da!"

" Şuna bak! Dili pabuç kadar! Çene yarıştıramam senle hadi iyi geceler!"

Uğurcan kapıyı çarpıp gitti, Kiraz, 

" Uyy! Ayağuma yer edeyum, cör bak sağa ne edeyrum!" 

dedi. 

Duvağını çıkartıp attı, tuvalet masasının aynasının karşısına geçti, 

"Öyle pi değişeceğum ki, penu anam bile tanımaycak da!"


Kiraz, gelinliğini çıkartıp, eşofmanlarını giydi, bir türlü uyku tutmuyordu, bu oyuna sırf anne, babasını yoksulluktan kurtarmak için katlanmıştı. Başaracak mıydı? Uğurcan'ın etrafındaki o sosyetik, güzeller kadar değişebilecek miydi? Ya Hulusi amca yanıldıysa? Ya başaramazsa? Böyle düşünerek uyuya kaldı. Sabah kahvaltıdan sonra Uğurcan holdinge gidince Hulusi amcanın planladığı gibi çeşitli öğretmenler, diksiyon hocaları vs. gelecekti. Büyük bir gizlilik içinde kızın eğitimi başlayacaktı. Bilgisayar, internet kullanmayı bile öğrenecekti. Çok heyecanlanıyordu. 






24 Mayıs 2016 Salı

KİRAZ - 2. Bölüm

Hulusi bey, akılalmaz planını uygulamak için ekibini çağırmaya giderken, Sadiye de nişan bohçası, çikolata vesaireyi almaya gidecekti ki, kocasına döndü.

" Dur! Dur! Hulusi bey! - eşine hep bey diyerek hitap ederdi -  gitme! Gel beni dinle bu sefer, önce gidip Kiraz'ın anne, babasıyla bir konuşalım. Bakalım ne diyecekler? Ya kabul etmezlerse? Sen o planını boşuna insanlara duyurma. Ben de boşu boşuna nişan bohçası, çikolata filan almayayım."

"Hmmm..."

Hulusi bey şöyle bir çenesini sıvazladı, başını salladı.

" Haklısın galiba hanım. Önce Kiraz'ın ana, babasına sormak lazım."

"Sadece o mu? Kız da belki böyle bir şeye evet demeyebilir."

" E, o da doğru. Acele ettim ben. E, o zaman ne duruyoruz? Bir an önce gidelim."

" Tamam. Hadi bakalım Allah hakkımızda hayırlısını versin hepimiz için."

Az sonra  Hulusi bey ile Sadiye hanım,şoföre söyleyip yola çıktılar. Hava günlük güneşliydi. Elleri boş gitmek istemediler. Önce yörenin en güzel pastanesine uğrayıp baklava aldılar. Ayrıca Hulusi bey bu özel plan için Kiraz'ın ailesini ihya etmeyi de planlıyordu. Onlara köyde güzel bir ev alacaktı. Artık bellerini büküp çay toplamak zorunda kalmayacaklardı.

XXX


Kiraz'ın anne ve babası  Temel ve  Zehra, Hulusi beyin jipini kapıda görünce şaşkınlıktan küçük dillerini yuttular. 

"Hayırdır da!  Pu Hulusi beyin arabası? Pizum evin önünde ne arıyor ki?"

derken kapı çalındı, onları yoksul iki göz evlerine utana sıkıla  buyur ettiler, köyün bu en zengin ailesinin ziyaret sebebini öğrendiklerinde ise ağızları açık kaldı.

" Temel'ciğim, Zehra hanım, sizinle kaç yıllık komşuyuz, Kiraz'ı da çocukluğunu biliyoruz. Biz hanımla düşündük, taşındık, bizim oğlana sizin Kiraz'dan iyi gelin bulamayacağııza karar verdik. Ama tabii önce sizlerin fikrini almak istedik, siz de münasip görürse..."

Temel atıldı

"Aman beyum ne demek? Haçan pizum için şereftur da."

Zehra da başıyla tasdikledi. Kadıncağız için bu adeta piyango, loto çıkması gibi bir şeydi. Gözleri sevinçle parlıyordu.  Hulusi beyler Kiraz'ı istemeye gelmiş ha? Başlarına resmen talih kuşu konmuştu. Tüm konu komşu hasetinden çatlayacaktı. Kızının bir eli sıcak sudan soğuk suya değmezdi artık. Tüm bu düşünceler biriki saniyede kafasından geçti.

Hulusi bey devam etti.

"Yalnız bu iş kolay olmayacak. Sizinle açık konuşacağım. Şimdi beni dinleyin..."

Hulusi bey yoksul karı, kocaya planını açık seçik anlattı. Biraz şaşırdılar ama ayaklarına gelmiş bu harika teklifi geri çevirmek istemiyorlardı. Üstelik Hulusi bey o kadar ısrarcıydı ki, ayıp olurdu. Hem her konuda teminat veriyordu adam.

"Peyum yani siz şimdi oğlunuza Kiraz'la evlenmesini vasiyet edip yalancıktan ölmüş numarası mı yapacaysunuz?"

"Aynen öyle Temel'ciğim. Yoksa bizim kerata dünyada kabul etmez Kiraz'la evlenmeyi."

"Peki ya yine de kabul etmezse?"

" Sanmam oğlum benim vasiyetimi çiğnemez ama yine de sizi rahatlatmak için söylüyorum, böyle bir oyuna bizim yüzümüzden katılıp, katlandığınız için şu çantadaki parayı şimdiden size bırakacağım, helal-i hoş olsun. Ayrıca her halükarda size söz verdiğim evi alacağım. Hayatınızın sonuna kadar orada oturursunuz. Burayı da kiraya verirsiniz. Kiraz'ın namusuna filan da bir halel gelmiş olmayacak, konukomşu bu planı asla bilmeyecek. Yani kaybedecek hiçbir şeyiniz olmayacak. "

" E, haçan tamam o zaman."

Sadiye hanım

"Yalnız Kiraz bir sorun çıkarır mı? Ya kabul etmezse?"

Kiraz'ın annesi atıldı.

"Merak etmeyin hanımım, ben onu ikna ederim da. Sizin oğlunuzdan iyisini mi pulacak? Piz de Uğurcan'ın çocukluğunu bileyruz da."

"E, tamam o zaman anlaştık. Temel'ciğim al şu çantayı içindekini de bankaya yatır evde filan durmasın. tam 50.000 lira var. "

"Uyyy! Allah razı olsun peyum. Allah tuttuğunu altun etsun."

XXX

Hulusi bey ve Sadiye gittikten sonra, Temel ve Zehra neredeyse zil takıp oynayacaklardı. Kiraz'ı da ikna ettiler mi bu iş olmuştu. 

"Paşumuza talih kuşu kondu da!" 

diyerek gülüyor, çantadaki deste deste paralara bakıyorlardı. 

"La Temel, haçan sen punu hemen pi pankaya yatur hırsız mırsız gelur da, evde bırakmak olmaz. Zaten kapuyu itsen açuluyor da."

Temel, paraları bankaya yatırıp geldikten sonra, akşam yemeği yenince Kiraz baklavayı görüp sorunca annesi olanları anlattı. Kiraz, ilkokuldan sonra okumamış olsa da, bu teklife pek sıcak bakmadı. Onun da bir gururu vardı değil mi ya?

" Haçan istemeyrum pen! O salak Uğurcan penumla evlenmez poyle oyunla filan olur mu da? Penum da pi gururum var. "

"Kiiizz? Delurdun mu sen da? Paşımıza talih kuşu konmuş, ne yapacaksun piz de ölürsek sağa kim pakar da? Köydeki sümüklü salak uşaklardan piriyla mı evleneceksun? Ömür poyu penum gibi sırtında çay küfesi belin mi pükülsün? "

Kiraz, o gün epey düşündü taşındı.  Çocukken oynadığı, kavga ettiği Uğurcan, köyden gidip şehirli olmuş, her şeyiyle bambaşka bir insan olmuştu. Konuşması bile değişmişti. Hali, tavrı, her gün televizyonlardaki magazin haberlerine çıkışı. Çay toplayan kızların dediği gibi "artiz" gibi bir şey olmuştu. Hulusi amcanın dediğini yapacaktı, değişecekti, bambaşka biri olacaktı, ömrünü anası, babası ve öteki kızlar gibi çay toplamakla geçirmeyecekti, Uğurcan varsın onu beğenmesin, onun beğeneceği gibi biri olacaktı. 

XXX

Kiraz'ı  izleyen sevgili arkadaşlarım, ÇOK teşekkür ediyorum, kusura bakmayın. :(  Ancak o kadar az tıklanmış ki...koca hafta boyunca on tıklama..:( Sevgili Zeugma eksik olmasın yorum da yapmış. Bu durumda devam ettirmeme kararı aldım. :(  Çünkü kolay değil yazması, çizmesi. Dediğim gibi yine de çok teşekkürler:) okuyanların, yorumlayanların gözüne, eline sağlık olsun. :) 






17 Mayıs 2016 Salı

KİRAZ 1. Bölüm




KİRAZ  YILMAZ: BEREN SAAT

beren saat ile ilgili görsel sonucu


kıvanç tatlıtuğ ile ilgili görsel sonucu

UĞURCAN ŞİRİNKÖYLÜ: KIVANÇ TATLITUĞ

çetin tekindor ile ilgili görsel sonucu

HULUSİ  ŞİRİNKÖYLÜ: ÇETİN TEKİNDOR


SADİYE ŞİRİNKÖYLÜ: GÜL ONAT

gül onat ile ilgili görsel sonucu



RİZE....

26 YIL ÖNCE....




ÇAY ÜRETİMİ YAPILAN  KÖYLERDEN BİRİ: 
ŞİRİNKÖY... ADI GİBİ ŞİRİN, YEMYEŞİL BİR YER.....


rize çay bahçeleri ile ilgili görsel sonucu





KİRAZ ve UĞURCAN...
BİRLİKTE OYNARLARDI...

Kiraz, çay işçisi anne, babanın üç kızından biri, Uğurcan ise çay üretcisi zengin Hulusi beyin oğluydu.  Kiraz'ın anne, babasının topladığı çaylar, Uğurcan'ın babasının fabrikasında işlenir, paketlenir, satılırdı.


İKİDEBİR KAVGA EDERLERDİ....


BABASI, UĞURCAN'ın KÖYDE BÜYÜMESİNİ İSTEMEDİ
İSTANBUL'a GÖNDERDİ...

blonde boy ile ilgili görsel sonucu

HATTA UĞURCAN'ın AMERİKA' ya 
TAHSİLE GİTTİĞİNİ DUYDULAR...


YILLAR SONRA 
KİRAZ ÇAY TOPLAYAN KIZLARDAN
BİRİ OLMUŞTU...OKUMAMIŞTI AİLESİNİN
ONU OKUTACAK PARASI YOKTU....


KÖYDE BİR SÜRÜ KISMETİ ÇIKMIŞ
AMA HİÇBİRİNİ BEĞENMEYİP
EVLENMEMİŞTİ...

çay toplayan kızlar ile ilgili görsel sonucu

KIZLAR 'UYY! PU GİDİŞLE EVDE KALACAKSUN DA!' diye
DALGA GEÇİYORDU...

"Amaaan kalırsam kalırım tasası size mi düştü da?" 



virajlı yol rize ile ilgili görsel sonucu

Virajlı yollardan her yıl mutlaka HULUSİ ŞİRİNKÖYLÜ
ve OĞLU UĞURCAN, KÖYE GELİRLERDİ...


kıvanç tatlıtuğ ile ilgili görsel sonucu

UĞURCAN, KİRAZ'ın tam tersine 
SOSYETENİN GÖZDE BEKARIYDI...



jeep on zigzag road ile ilgili görsel sonucu

"Kizlar  Hulusi beyler celeyur!"

"Uyy! Oğlunun havasından yanına yaklaşılmıyor"

"Kız Kiraz! Paksana Uğurcan'lar geleyur!"

"Amaaan pana ne! Havası batsun!"

"Kizlar, her cün paşka pi mankenle cününü cün edeyrmuş!"

"hA pöyle cıscıbıldak hatunlar hahahaha"

"Amaaan pize ne?"

Kızlar doğru söylüyordu. Köy yeri de olsa televizyon gelmişti.  İnternet kullanan kızlardan değillerdi belki ama dedikoduları duyuyorlardı. Hulusi amca dedikleri Hulusi Şirinköylü de oğlunun bu çapkınlığından usanmıştı. 

çetin tekindor ile ilgili görsel sonucu

"Ha ne olacak bu haytanın hali hanım? Bu gidişle torun morun da göremeyeceğiz. "



" Allah korusun bey, o nasıl söz. Ama haklısın bir an önce başgöz etmeliyiz artık. Otuziki yaşına geldi. "

O sırada televizyondaki magazin haberlerinde Uğurcan'ın çapkınlıkları, her gece başka bir barda olduğundan söz edilmeye başlandı.

bar dans edenler ile ilgili görsel sonucu


" Hah! Al işte yine bizimki! Yine barlarda eğleniyor! Yok, yok bu böyle olmayacak. Bu işe bir el koyacağım. "

"Sen bilirsin Hulusi bey.  Peki ne yapacaksın? Aklında bir şey var mı?"

" Hazırlan. Köye gidiyoruz. Orada münasip bir kız elbet buluruz. Böyle mankendi, modeldi...."

"Aman Allah korusun valla. Şöyle helal süt emmiş, hanım hanımcık...."

"Hah! Gelin dediğin hanım hanımcık olmalı. Değil mi ya? İleride torunumun anası olacak. Öyle 24 saat barlardan çıkmayan, yüzü gözü botokstan şişmiş"

"Aman Allah korusun! Ucube gibi!..."

Hulusi ve Sadiye hanım oğullarına layık bir gelin, torunlar, fabrikanın geleceği ile ilgili konuşurlarken, Uğurcan,  5 yıldızlı bir otel odasında giyinirken, kız arkadaşı uyuyordu.


sleeping woman in bed ile ilgili görsel sonucu

Az sonra kızıl saçlı kadın uyandı. Uğurcan'ın giyindiğini gördü. Henüz açık açık söylememişti ama Uğurcan'la evlenmeyi umuyordu.


" Günaydın canım.."

Uğurcan bıkkın cevap verdi

"Günaydın"


"Ne zaman evleneceğiz hayatım? 
Böyle otel köşelerinde kaçamak buluşmaktan bıktım."


kıvanç tatlıtuğ kızgın ile ilgili görsel sonucu

" Bi dakka! Bi dakka! Ne evlenmesi?
Sana söz mü verdim? Çıkar aklından bunları
güzelim. Yoksa buralarda buluşmayı da
ararsın."



"NE  BENİMLE EVLENMEYECEK MİSİN?"

"Nereden çıktı bu ya? Evlenmek mi? Yok artık!
Ben çıkıyorum. "

"Hayır böyle gidemezsin! UĞURCAN!" 



Uğurcan kapıyı güm diye çarpıp çıktı. Rezzan adlı manken
kız arkasından bakakaldı. 

Artık Uğurcan bir düşman kazanmıştı. Genç kadın içinden " Demek aylardır beni oyaladın ha? Benden kork Uğurcan. Sana öyle şeyler yapacağım ki, bu dediklerine bin pişman olacaksın" diyordu. 

O sırada Uğurcan'ın annesi ve babası köye gitmek üzere valizlerini topluyorlardı. Güzel Şirinköy'ü çok özlemişlerdi. Hazır olunca emektar şoförleri Adem,  arabayı çalıştırdı. Kocası öne, karısı Sadiye arkaya oturdular. Oğulları için şöyle helal süt emmiş, hanım hanımcık bir kız bulmak amacıyla yola çıktılar. Tabii çapkın Uğurcan bu seyahatin sebebini bilmiyordu.


rize dağ yolları ile ilgili görsel sonucu

"Ah ne özlemişim Şirinköyü Hulusi bey. Havasına 
kurban olurum..."

"Ben de hanım..ben de...iyi oldu İstanbul'dan kaçtık biraz hem
akrabayı da ziyaret etmiş oluruz. Hem de biraz kendi ellerimizle çay toplarız."

"Ne güzel olur. İyi dedin.."


rize dağ yolları ile ilgili görsel sonucu

" Allah'ım şu dağlara bak iyi ki, geldik Hulusi bey. Oğlan
şimdi ne yapıyordur acaba?"

"Ne yapacak çapkınlık peşindedir.  Of karnım acıktı. 
Köye bir varsak şimdi hamsili pilav, kara lahana nasıl
canım çekti..."

"Hepsini daha fazlasını yapmıştır bizim Hacer. Bekliyordur şimdi."

Şoför Adem lafa karıştı:

"Az kaldı beyum. Bir, iki saate varuruz da."



Hulusi ve Sadiye Şirinköylü kendi köylerine gelirken yolda gördükleri çay toplayan kızlara bir merhaba demek istediler.  Sadiye hanım Kiraz'ı hemen tanıdı:

"A! Bu bizim Kiraz değil mi Hulusi bey? Kahküllerinden tanıdım. Ne kadar büyümüş."

" Kiraz tabii ya. Merhaba kızım. Nasılsın?"







"Sağolun, hoşceldunuz. İyidir  da, n'osun, asıl sizleri sormalı "



"Biz de iyiyiz, biz de iyiyiz ama Kiraz kızım sen okula filan gitmedin mi?"

"İlkokula cittum. "

"A, tahmin ettim. Yazık olmuş. Neyse. Kısmet. Küçükken bizim oğlanı iyi benzetirdin bazen. Hahahaha..."

"O da hep saçlarımı çekerdu Sadiye teyze. "

"Biliyorum, biliyorum bilmez miyim?"



Sadiye ve Hulusi kızlarla biraz daha sohbet ettikten kızlara ve Kiraz'a hoşçakalın deyip, ciplerine binip kendi  baba yadigarı köy evlerine gittiler. Hizmetliler onları kapıda karşıladılar. 


rize çiftlik evi ile ilgili görsel sonucu


"Hoşceldunuz beyim. Hoşceldunuz hanımım!"
"Ay, hoşbulduk Nuriye, öldük, bittik çok yorulduk."



çetin tekindor ile ilgili görsel sonucu


"Oh! Mis gibi hamsili pilav kokuyor. Açlıktan öldüm."

 " Sofra hazır beyim."

" Tamam elimizi, yüzümüzü yıkayalım da..."

"Nuriye Laz böreği de yaptın mı kız?"

"Yapmaz mıyım hanımım?"

"İyi, aferin. Hadi o zaman ben de bir elimi, yüzümü yıkayayım."



Sadiye ve Hulusi, banyoya gidip ellerini, yüzlerini yıkarken, hizmetçiler yemekleri mutfaktan getirdiler. Az sonra karı, koca sofraya oturdu. O arada Lerzan, Uğurcan'dan intikam planları kuruyordu.



" Uğurcan'ı pişman etmezsem bana da Lerzan demesinler!"

Ertesi sabah...Hulusi ve Sadiye
güzel manzaraya bakarak kahvaltı yapıp, çay içtiler... sonra çay toplayan Kiraz ve arkadaşlarının yanına gittiler.

rize ayder yaylası otelleri ile ilgili görsel sonucu

rize manzara ile ilgili görsel sonucu

Kiraz ve diğer kızlar çay toplarken,  Sadiye ve Hulusi kız hakkında konuşuyorlardı. İkisi de oğulları için en uygun gelin adayı olarak Kiraz'ı düşünüyorlardı ama tabii kolay olmayacaktı. Sadiye

" Kiraz iyi kız, hoş kız da, hiç okumamış yani ilkokulu saymazsak. Şivesini de değiştirememiş. Bizim oğlan bunun yüzüne bakmaz Hulusi bey ne yapacağız?." 

dedi.  Hulusi

"Haklısın hanım. Ama her şeyin bir çaresi bulunur. Kiraz'ı alıp İstanbul'a götürürüz, en iyi öğretmenleri tutarız, hani Türk filmlerindeki gibi, bir güzel adam ederler, ne şivesi kalır, ne bir şey."

"Evet ama bu dediğin en az bir yılı alır. O arada bizimki bir servet avcısına kanıp evlenirse ne olacak?"

" Offf! Hakikaten bu kötü. Dur biraz düşüneyim....hmmmm...."

Hulusi bey, yemyeşil ormana bakan güzel verandada bir aşağı, bir yukarı yürürken, bir yandan da bir çare düşünüyordu. Aniden gözleri parladı. Parmağını şıklattı.

"BULDUM!"

diye bağırdı.

"Ay! Ödümü koparttın Hulusi bey! Yüreğime inecekti. Eee? Söyle? Ne buldun?"

"Cenazemde yalandan gözyaşı dökeceksin."

"NE! Allah saklasın! Delirdin mi sen? Ne saçmalıyorsun tövbe tövbe?"

" Saçmalık değil. Bak şimdi, bu oğlan bu haliyle Kiraz'la evlenir mi? Evlenmez. O halde mecbur edeceğiz."

"Nasıl?"

"E, hanım dinle işte, anlatıyorum. Dokuz ay ananın karnında nasıl kaldın sen?"

"Tamam tamam dinliyorum."

"Bak şimdi. Hazır buradayken, ağzı sıkı, güvenilir adamlarımızla birlikte bir plan yapacağız. Güya ben tekneyle açılıp ölmüş numarası yapacağım. O arada Nuriye hanımın boş evinde saklanırım. Arama kurtarma çalışmalarında sonuç alınmayınca herkes öldü sanacak. Hatta sen da yalancıktan gıyabımda cenaze töreni yapılacak ağlayacaksın."

"!!!"

" Sonra avukatımız Hüsnü, bizim oğlana "Babanızın vasiyeti var, Kiraz ile evleneceksiniz diyecek. İtiraz edemeyecek. Üstelik itiraz ederse mirasım ve fabrikanın yönetimini alamayacak."

"Aman Allah'ım!"

" Hah! İşte o da aynen böyle diyecek. Mecburen Kiraz'la evlenecek. O arada oğlan evde yokken biz Kiraz'ı baştan yaratacağız. "

" Valla filmlerdeki gibi bir plan ama ya işe yaramazsa?"

"Onu da bekleyip göreceğiz.!"

" Ama oğlan senin gerçekten öldüğünü sanıp çok üzülecek!

" Üzülsün kerata! Yıllardır bizi üzüyor. Biraz da o üzülsün."

"E, peki ömür boyu saklanacak mısın? "

"Yok canım. Kiraz'la evlensin.  Issız bir koya filan çıkıp, kurtulmuş numarası yapıp, ben ölmedim geldim diyeceğim. Hem böylece fazla üzülmemiş olur."

Hulusi ile Sadiye plan üzerinde epey tartıştılar.

Sadiye

" Olmaz öyle şey! Sahte de olsa senin cenaze töreninde gözyaşı dökmek! Hayır efendim olmaz. Başka bir plan bul."

dedi durdu.

Epey ağız kavgası yaptılar. Sonunda Sadiye, Hulusi beyin planını kabul etmek zorunda kaldı.

"Taş çatlasa 10 -15 gün ölü numarası yapacağım!""

" OF! AMAN PEKİ! PEKİ! SENLE TARTIŞILMAZ!"

" Oldu bu iş! O zaman rahat rahat kız istemeye gidebiliriz. "

"E, olur mu öyle pat diye. Hazırlıklar yapılacak. Söz bohçası, takısı, yüzüğü vs."

" Çok gizli olacak bunlar sakın oğlanın kulağına gitmesin. Herkesi tembihle."

" E, bakalım böyle bir planı Kiraz'ın anası, babası kabul edecek mi?"

"Kesenin ağzını öyle bir açacağım ki, yoksul insanlar kabul ederler."

" İnşallah...bakalım."

"Sen yap hazırlığını, şoför nereye istiyorsa götürsün, ne istiyorsan al. Ben anlamam öyle şeylerden. Zaten kaybolma planımla ilgili ekibi toplayıp onlara işi anlatacağım. Savaş planı gibi ayarlamalıyız. Kimse şüphelenmemeli."

" Of, of...içim hiç rahat değil ama...."

" Başka çaremiz mi var hanım? Oğlan ya müzmin bekar olacak ya da bize uygun olmayan birini gelin diye kapımıza getirecek!"

"O da doğru. Ben gideyim o zaman, alışveriş iyi gelir."











(Devam edecek:)





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...